E-dergi
e-dergi
Bir Mimar; ve Cephe

İSMD Başkanı Oğuz Öztuzcu: "Payına Düşenden Fazlasını Kullanan İyi Mimar Değildir"




Mart - Nisan 2011 / Sayı: 31

İSMD Yönetim Kurulu Başkanı Mimar Oğuz Öztuzcu’ya göre cephe bir bina için hayati önem
taşıyor. Öztuzcu, “Cepheye baktığınız zaman içeriden bilgi vermesi çok önemli. İnsan gibi içi neyse dışı da o olmak zorunda” diyor.


Mimar Oğuz Öztuzcu İSMD’nin (İstanbul Serbest Mimarlar Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı. Bu zamana kadar pek çok önemli mimari projeye imzasını atan Öztuzcu, aynı zamanda kişisel fotoğraf ve resim sergileriyle ve 2008’de Fragments of  Living in Architecture kapsamında “Yaşasın Mimari” başlığıyla NTV’de yayınlanan 13 bölümlük belgesel çalışmasıyla da dikkatleri üzerine çekmişti. Şu anda Ağaoğlu Grubu’nun inşa ettiği ve “kabası bitti” dediği 40 katlı 212 Kulesi projesini yürüten Öztuzcu’yla İSMD’nin yeni dönem projelerinden yerel yönetimlerin uyguladığı cephe rehabilitasyon faaliyetlerine kadar pek çok konuya temas ettik.
Öztuzcu, bir ay önce değişen yönetimin ilk hedefinin, derneği gençleştirmek ve standarttan taviz vermeden üye sayısını arttırmak olduğunu söylüyor. Böylelikle derneğin daha çok elit, yaşlı mimarlardan oluştuğu algısını yıkmak istiyorlar. Dernekte kendini kanıtlamış, iş hacmi çok geniş, duayen denebilecek mimarların çok önemli bir yeri olduğunu ama yeterli olmadığını belirten Öztuzcu ekliyor:  “Mütevazı mimari faaliyetlerde bulunmuş ama yaptıklarıyla çok daha iyilerini yapabileceğini vaadeden genç mimarları da kadromuza katacağız. Diğer kardeş SMD’lerin de düşüncesi bu. Amacımız gençlere yer açmak.”

Cephe bina için hayati önem taşıyor

Oğuz Öztuzcu bir mimar olarak bina cepheleri için “koza gibidir” diyor, “Kozanın sağladığı imkanları cepheler de binaya sağlıyor. Öncelikle iklimi kontrol ediyor. O binanın enerji tüketimini, dışa açılımını kontrol ediyor. İçeridekilerin kimliğiyle ilgili mesaj veriyor”. Bina maliyetlerinin üçte birinin dış cephe maliyeti olduğunu belirten Öztuzcu, konunun ekonomide de etkin olduğunun altını çiziyor ve devam ediyor: “Cephenin sonsuz imkanı vardır. O nedenle ihtisas gerektiren bir konu. Yangın ve deprem gibi konularda da cephe elemanları büyük önem taşıyor. Kentlerimizin nasıl göründüğü de yine cepheyle ilgili. İyi cephe iyi binadır. Bütün bunlara bakınca cephe bina için hayati önem taşıyor.”

Bütçe, mimarın elini kolunu bağlar
Öztuzcu bu kadar önemli bir konuda mimarların nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda da önemli bilgiler veriyor: “Binanın cephesi binanın statiğinden, iç sistemlerinden ayrı mütalaa edilemez. Cephedeki kararlarınız içerideki planlamayı etkiler. Bu konuda en önemli noktalardan biri, hangi ülkede hangi binayı inşa ettiğiniz. Türkiye’deki cephe tasarım koşullarıyla Bulgaristan’daki çok farklıdır. Bu sistemler, ülkenin farklı bölgelerinde bile farklılık gösteriyor. Kalkınma durumu da cephe sistemlerini doğrudan etkiliyor. Çünkü sizi bütçe kontrol ediyor. Bütçe mimarın elini kolunu bağlayan bir unsur. Tüm işverenler ve müteahhitler proje ekonomik olsun ister. Mimarların yaşadığı en önemli zorluk da budur. Mimar, uzun vadede işletme giderini düşürecek bir cephe tasarımıyla gelse bile, eğer yapımcı ön maliyeti yükseltmek istemiyorsa o proje yapılamaz. Mimar amaçlarından vazgeçmek zorunda kalır. Sadece projelendirilen binayı sonrasında da mal sahibi kullanacaksa böyle bir maliyete razı olabilir.”

Cephe sektörü son yıllarda büyük önem kazandı
Öztuzcu, son yıllarda cephe sektörünün küresel ısınmanın boyutlarının anlaşılmasına bağlı olarak büyük önem kazandığını anlatıyor: “Fosil yakıt tüketimine engel olmazsak dünyanın günlerinin sayılı olduğu ortaya çıktı. Batı ülkelerinde buna karşı bir şey yapılma ihtiyacı doğdu. Enerjinin tasarruflu kullanımı hatta alternatif enerji, karbon salımının azaltılması en büyük mesele oldu. Artık binaların footprint’i (ayak izi) var. Bir binayı oraya diktiğiniz zaman o binanın oraya ne getirdiği ve oradan ne götürdüğü ölçülüyor. Ne kadar çalıyorsunuz doğadan? Ne kadar enerji tüketimine neden oluyorsunuz? Bunun hesabını vermek zorundasınız.” Öztuzcu’ya göre “Bu artık bir ahlak sorunu ve payına düşenden fazlasını kullanan biri iyi mimar değildir.”

Cephe, iklim kontrol elemanıdır
İklimlerin değiştiği bu dönemde cephenin iklim kontrol elemanı olarak büyük önem kazandığından bahsediyor Öztuzcu: “Cephe sistemleriyle binanın işletme giderlerini kontrol edebiliyorsunuz. Buna ne kadar çözüm getirebilirseniz bu binaların sürdürülebilirliği de o kadar artıyor. Bina sadece kendisi için değil, bulunduğu toplum, hatta dünya içindir. O yüzden sürdürülebilirlik önemli. Dünyadaki enerji kaynaklarının yüzde 65-70’ini yapılar kullanıyor. O yüzden burada yapılacak en ufak bir çözüm dünya ekonomisine büyük katkı getirecek.”

“Benim binam yeşildir”demekle olmuyor
Öztuzcu cephe sistemleri konusunda özellikle Almanya’nın çok ileride olduğunu söylüyor. Almanya’da şu anda çok yaygın olan çift cephe sisteminin binalara derinlik kazandırdığını ifade eden Öztuzcu, Türkiye’de en yeni yapılmış binaların bile bu teknolojiye ulaşamadığının altını çiziyor. Nedenlerini ise şöyle sıralıyor: “Biz Almanya gibi bir refah toplumu değiliz. Çağdaş teknolojiler bizim sanayimize hemen giremiyor. Burada ancak belli bir ucuzluğa varınca uygulanmaya başlanacaktır. Almanya gibi ülkelerde artık imar kanunlarına bu konuda yaptırımlar, girmiş. ‘Benim binam yeşildir’ demekle olmuyor. Kanıtı gerekli. Şu anda binaların sürdürülebilirliğini kontrol altına almak Batı’da mecburi. Türkiye’de de LEED gibi BREEAM gibi danışmanlık kaynakları var ama birçok mimari büro için buna kaynak ayırmak imkansız. Yine de baştan böyle bir danışmanla çalışılması ve cepheden başlayarak yapının kontrol edilmesi gerekiyor.”

Türkiye’de cephe ve çatılar ilkel bir şekilde denetleniyor
“Cephe yalıtımı, çatı, pencereler ilkel bir şekilde denetleniyor. Bu konuda devlete çok büyük sorumluluk düşüyor ama bizde devlet arkadan geliyor. Bizim gibi kuruluşların önce bunları dile getirmesi gerekiyor. Artık buna ‘sürdürülebilirlik’ deyin, ‘yeşil mimari’ deyin, ‘enerji kontrollü binalar’ deyin… Ama bu önüne geçilemez bir gelişim ve ileride önemli bir sektör olacak. Özellikle Türkiye için çok önemli konu, çünkü petrol ithal ediyoruz. Binalarda kullanılan petrol unsurlarını azaltırsak ekonomiye de katkımız olur. Bu da cepheyle sağlanabilir. Enerji verimliliği sağlayan cephelerin ön maliyeti fazla olsa da maliyet artışı kendini zamanla ödüyor. Bu Batı’da açıkça görülüyor.”

Cephe rehabilitasyon faaliyetleri başarısız!..
Öztuzcu, yerel yönetimlerin kentsel dönüşüm projeleri kapsamında uygulamaya geçirdiği cephe rehabilitasyon faaliyetlerine de eleştirel yaklaşıyor: “Yerel yönetimler bu planlamada profesyonelce davranmıyorlar. Cephe düzenlemeleri yani çehre değiştirme kimin eliyle olacak? Kim tanzim edecek, kim denetleyecek? Birçok mimari uygulamada olduğu gibi bu mevzular meçhul. Bu tür uygulamalarda işi uzmanlara yaptırmazsanız sonucun başarılı olması zor. Yönetimlerin mimarlık kuruluşlarıyla diyalog içinde olması lazım ki iyi proje elde edilebilsin.”

Öztuzcu yerel yönetimlerin, “başlarına iş açacak” mimarlardan kaçtıkları için amatör işlerin ortaya çıktığı düşüncesinde. “Zaten bir sokağı, semti yeni bir cepheye kavuşturmak zor bir iş” diyor, “sadece cepheyle mimari olmaz. Cepheler iç mekanları yansıtır. Yani önemli olan içteki bilinci sağlamak. Bu binalar bu hale nasıl geldiyse belli bir süre sonra yine aynı hale gelecektir. Oraların daha sonra mahvedilmemesi için içeride yaşam bilinci olması lazım. O yüzden bu konunun sosyolojiden ekonomiye kadar birçok açıdan ele alınması gerekir ama öyle olmuyor. Kapanın elinde kalıyor.”

Cephe bir ihtisas dalı
Öztuzcu, cephelerin oluşumunda mimarların üstüne çok fazla gidilmemesinden yana. Zira “bizim gibi taşların yerine oturmadığı ülkelerde” kararların yüzde 100 mimarlar tarafından verilmediğini belirtiyor ve ekliyor: “Cephe, sonsuz imkan ve bilginin olduğu bir ihtisas dalı. Bir mimarın bütün bu konularda donanımlı olması mümkün değil. O zaman bu konuda danışmalara ihtiyaç oluyor. Ama bu yatırımcı için maliyet. İhtisasa önem verilmediği ve cephenin önemi kavranmadığı  için o kaynağı ayırmak istemiyor. Bu ihtisaslaşmada Türkiye kısıtlı. Danışman ücretleri pahalı gelebiliyor. Gönül ister ki bunlar çoğalsın. Şimdi ürün bilgisi cephe sistemi üreten firmalardan ya da firmalara bağlı danışmanlardan alınıyor ama bu sağlıklı değil çünkü firma kendi malını kötülemez. Güvenilirlik kalmıyor o zaman da. En doğrusu bağımsız danışmanlarla çalışmak.”

Peki Öztuzcu bina tasarlarken cephede hangi malzemeleri kullanmayı tercih ediyor?
Her binanın farklı bir kimliği olduğunu söyleyen Öztuzcu, geleneksel mimariden kuleye kadar geniş bir yelpazede projeler yapan bir mimar olarak taş da kompozit de kullandığını, önemli olanın nerede ne binası yaptığı olduğunu söylüyor. Öztuzcu son yıllarda dünyada uygulanan alüminyum, kompozit panel gibi yöntem ve sistemleri  de günümüzün olmazsa olmazları olarak tanımlıyor ve ekliyor: “Günümüzün ifadesi artık sıva değil. Sıva binanın iklimini kontrol edemiyor. Şu anda önemli olan da binanın ikliminin kontrol edilmesi. Artı, bina yapıldığı zaman kendi kendini kontrol edebilen bir kabuğu olmalı.”

Geri