E-dergi
e-dergi
ÇATIDER Yönetim Kurulu Başkanı M. Nazım Yavuz: "Önceliğimiz Standardizasyon Olacak"


Mart-Nisan 2013 / Sayı: 43

Kentsel dönüşüm süreciyle birlikte daha da hızlı büyüyeceği öngörülen ve 3 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan çatı kaplamaları sektörünün sivil toplum örgütü Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği (ÇATIDER) ocak ayında 6. Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirmiş ve derneğin yeni başkanlığına oybirliğiyle Multiplan Yönetim Kurulu Üyesi M. Nazım Yavuz seçilmişti...

Biz de Nazım Yavuz ile ÇATIDER’in önümüzdeki dönem çalışmaları, hedefleri ve projelerini konuştuk. Önceliklerinin “standardizasyon” olacağı bilgisini veren Yavuz, “Standardizasyon ve kalite anlayışının yükselmesi doğal olarak beraberinde büyümeyi de getirecek. Yeni dönemde medya, üyelerimiz ve kamu kurumlarıyla diyaloğumuzu artıracağız. Uluslararası ilişkilerimizin geliştirilmesi de önemli gündem maddelerimizden birisi olacak. Çatı uygulamalarında ustaların sertifikasyonuna onay veren veya bu kursları MEB ile beraber düzenleyen bir yapı haline gelmek de üzerinde hassasiyetle duracağımız konulardan birisi...” diyor.

Çatı&Cephe: ÇATIDER’in yeni yönetim kurulu başkanı olarak derneğin önümüzdeki dönemdeki plan, proje ve hedeflerini özetleyebilir misiniz?

Nazım Yavuz:
ÇATIDER olarak üç sene önce yaptığımız arama toplantısında, derneğin sektöre nasıl yön verebileceği ve nasıl daha faydalı çalışmalar yürütülebileceğiyle ilgili bazı saptamalarımız olmuş ve bazı kararlar almıştık. Bu kararlarımızın en önemlilerinden birisi medya, üyeler ve kamu kurumlarıyla olan diyaloglarımızın artırılması gerekliliğiydi. İletişim konusundaki yetilerimizi geliştirmemiz gerekiyordu. Birçok dernekten farklı bir yapımız var. Bir meslek birliği veya bir kitle birliği değiliz; yani herhangi bir üretici birliği değiliz. Daha çok sosyal bir dernek vasfı taşıyoruz. Bunu tanımlayıp, kendimizi doğru konumlayıp, doğru olarak da anlatmamız gerekiyordu. Çatı sektörüyle ilgili çok faydalı işler yapıyor, fakat yapılanları hem üyelerimize hem de ilgili yerlere yeterince anlatamıyorduk. Bu kapsamda ilk olarak İnomist İletişim firmasıyla çalışmaya başladık.
Yeni dönemde uluslararası ilişkilerimizi de geliştirmeyi planlıyoruz. Almanya’daki bazı kurumlarla ilişkilerimiz vardı; fakat önümüzdeki günlerde hem ülke sayısını hem de işbirliği yaptığımız kurum sayısını artıracağız. Yurtdışında, çatı sektöründe birikimlerinden yararlanabileceğimiz çok sayıda kurum bulunuyor. Bu kurumlarla iletişimi sağlam bir zemin üzerine kurarak, onlardan, iş etiğinden meslek standartlarına, dernek altyapılarından malzeme standardizasyonlarına kadar her konuda faydalanmak ve üyelerimizle paylaşmak istiyoruz. Bilgi alışverişinin çift taraflı olmasını da çok önemsiyoruz. Çünkü Türkiye’deki uygulamacı ve malzeme üreticilerinin yurtdışına açılabilmesinde bu çok önemli.

İki senede bir düzenlediğimiz Ulusal Çatı&Cephe Sempozyumu’nu 2014 yılında organize edeceğiz. Çalışmalara başladık. Çatı Kaplama Malzemeleri Uygulama Detayları Kılavuzu da revize ediliyor. Bir iki bölüm daha eklenerek önümüzdeki aylarda tekrar yayınlanacak.

En önemli gündem maddelerimizden birisi de çatı aralarının kullanıma açılması konusu...  Çeşitli kamu kuruluşları ve belediyelerde, çatı eğimlerinin artırılarak, çatıların kullanıma açılmasıyla ilgili ciddi çalışmalar yapıyoruz. Sağlıklı konut açığının olduğu Türkiye’de çatıların kullanıma açılması çok önemli. Türkiye’de maalesef çatılara bağımsız kat olarak müsaade edilmiyor; ancak bir çatı dubleksi olarak kullanılabiliyorlar. Çatı dubleksi olması tabii ki bir ilave kullanımdır, bir kazançtır; ama doğal olarak alttaki yüz metrekarenin üstüne, bir elli metrekare olmasındansa, üstteki elli metrekarenin ayrı bir birim olarak açılması, konut açığı olan bir ülkede çok daha faydalı olur. Bugün ciddi bir şekilde konut üretimi yapılıyor ama bütün binaların neredeyse çatıları boş veya ardiye olarak kullanılıyor. Mevcut yapılarda bu dönüşüm daha zor. Ancak yeni binalarda çatıların kullanıma açılması mümkün. Bu konuda belediyelerle çeşitli görüşmelerimiz oluyor. Ancak bir yere kadar gidebildik. Israrımızın temel nedenlerden birisi, sadece konut alanlarının kullanılması değil, aynı zamanda sağlıklı çatılara da kavuşmak. Çünkü bu yapıldığı zaman, altında yaşam sürdürüleceği için çatılara da gereken önem verilip, düzgün çatılar yapılması sağlanabilir.

Birçok ilde, coğrafyanın özellikleri düşünülmeden çatı aralarının derecesi saptanmış. Sanki özellikle çatı aralarının kullanılması istenmiyor. Böyle bir zihniyeti anlamak mümkün değil. Almanya’da bir konuta,  çatısından veya bodrumundan ayrı giriş yaptığınız zaman, ileride ayrı bir konut olarak değerlendirilebilir diye Alman hükümeti faiz indirimi uyguluyor ve destek oluyor. Bundan daha akıllıca bir şey olamaz. Artan konut ihtiyacı bu şekilde yeni inşaat yapmaya gerek olmadan karşılanıyor. Türkiye’de nüfus genç, konut ihtiyacı her geçen gün artıyor. Binalardaki çatı gibi boş alanları kullanmamız gerekirken tam tersini yaparak çatıları atıl hale getiriyoruz veya su depoları koyarak binaya ciddi ağırlıklar yüklüyoruz. Halbuki çatılarda 45 derecelik bir eğim, buraların daha verimli kullanılmasını sağlar. Bu konuda belediyelere birçok görev düşüyor. Yıllardır çok önemsemediler. Çatı aralarının kullanıma açılması için temel şeylerden birisi de buraların bağımsız olarak kullanılmasıdır. Şu anda maalesef sağlanamadı. Çatıların kullanıma açılması ülke ekonomisine katkı sağlayacak. Ayrıca çatılar atıl olmaktan çıkacağı için yalıtım gerçeği de gündeme gelecek. Yalıtım yapılması enerji tasarrufuyla ülkeye katkı sağlayacak. Bunun dışında bu alanlar kullanıma açılacağı için metrekare bazındaki konut ihtiyacı azalacak. Türkiye zengin bir ülke değil, kullanmamız lazım.

Mesleki Yeterlilik de önem verdiğimiz konulardan birisi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesindeki mesleki standartların oluşturulması, çatı ustalarının sertifikasyonuyla ilgili çalışmalar yapıyoruz. Meslek standartlarının oluşturulmasıyla ilgili katkı sağlıyoruz. Bazı eksikleri olmasına rağmen eylül ayında Panel Çatı Kaplamacısı Ulusal Meslek Standardı, ocak ayında da Kiremit Tipi Çatı Kaplamacısı Ulusal Meslek Standardı yayınlandı. Şimdi de Membran Çatı Kaplamacısı Ulusal Meslek Standardı yayınlanmak üzere. Fakat sadece bu standartların hazırlanmasında değil, ustaların sertifikasyonlarıyla ilgili de çalışmalar yapacağız. Mesleki yeterlilik kısmında da katkımız olacak. Bir an önce usta sertifikasyonu sistemine geçilmesi gerekiyor. Bugün Avrupa’da çatı ustası olmak, çıraklıktan kalfalığa geçerek değil, ciddi eğitimler alarak oluyor. Yapılan çatılarda problemler de minimum seviyelere iniyor. ÇATIDER olarak hedefimiz çatı uygulamalarında ustaların sertifikasyonuna onay veren veya bu kursları MEB ile beraber düzenleyen bir yapı haline gelmek. MEB ile geçtiğimiz yıl iş güvenliğiyle ilgili sertifikasyon programları düzenledik. Bunu şimdi ülke geneline yaymak için çalışıyoruz. Artık çatılarda çalışabilmek için ustaların iş güvenliğiyle ilgili bir kursa gitmesi ve tehlikeli ve ağır işlerde çalışabilmek için yeterlilik belgesi alması gerekiyor. Bunu şu anda düzenleyen kurumlardan birisiyiz. Benzer çalışmalar ileride ÇATIDER’in ana iştigal alanlarından birisi olacak. Hedefimiz ÇATIDER’i bu konuda tarafsızlığıyla bir otorite haline getirmek ve otokontrol sağlamak. Çünkü devlet ancak bir yere kadar kontrol eder ama her organizasyonun otokontrol sisteminin yürütülmesinde fayda var.

Çatı&Cephe: Pazarı büyütmeye yönelik ne gibi faaliyetleriniz olacak?

Nazım Yavuz: ÇATIDER’in önceliği standardizasyon olacak. Standardizasyon ve kalite anlayışının yükselmesi doğal olarak beraberinde büyümeyi de getirecektir. Hedefimiz kaliteli bir büyüme. Çünkü Türkiye’de kötü uygulamaların yapıldığı, kalitesiz malzemenin uygulandığı ve bilinçsizce kişiler tarafından kontrol edilen bir yapı hakim. Öncelikle bu ortamın düzeltilmesi lazım. Çatı sektörünün 3 milyar dolarlık bir büyüklüğü olmasına rağmen 600 milyon liralık bir ihracatı var. Yani sadece yüzde 10’u civarında. Bu yeterli değil. Dolayısıyla öncelikle standartları düzeltmemiz ve yükseltmemiz gerekiyor.

Çatı&Cephe:
Kendi döneminizde en çok neyi sonuçlandırmak istiyorsunuz? Sizin şahsi olarak en önem verdiğiniz konu hangisi?

Nazım Yavuz:
Öncelikle üyelerimizle doğru iletişim kurabilmeyi başarmış olmayı ümit ediyorum. Yani ÇATIDER’in kendisini anlatabilmesini, üyelerin de derneği sahiplenmelerini sağlamamız lazım. Ayrıca uluslararası ilişkilerimizin temellerinin atılmış olmasını ve birçok kurumla da düzenli ilişkiler geliştirilmiş olmasını çok önemsiyorum. ÇATIDER’i, uluslararası bilgi bankasına sahip bir yapı içinde bırakmak istiyorum.



Çatı&Cephe:
Çatı pazarını değerlendirebilir misiniz?

Nazım Yavuz:
İnşaat sektörünün önemli kollarından biri olan çatı sektörü her geçen gün büyüyor. Düz ve eğimli çatı kaplamalarının toplam sektör büyüklüğü 2012 yılında 130 milyon metrekareye yaklaştı. Çatı sektörü yaklaşık 3 milyar dolarlık bir büyüklüğe sahip. Türkiye çatı kaplama sektöründe dünya pazarından yaklaşık yüzde 1,3’lük pay alıyor. Çatı sektöründe çok büyük bir potansiyel var. Bu potansiyel aynı zamanda enerjiden de ciddi bir tasarruf sağlanması anlamına geliyor. Kentsel dönüşüm, Enerji Verimliliği Kanunu ve Enerji Kimlik Belgesi gibi düzenlemeler çatı sektörü için olumlu gelişmeler...

Çatı&Cephe: Deprem ve yangın da Türkiye’nin gündeminde olan konular... Bu konularda ÇATIDER kendini nasıl konumlandırıyor, ne düşünüyor, ne öneriyor ve nasıl bir işlev yerine getiriyor?

Nazım Yavuz: Ülkemizde 81 ilin 55’i birinci derece deprem bölgesinde ve nüfusumuzun yüzde 95’i deprem tehdidi altında yaşıyor. Türkiye, depremin zararlarını gelişmiş ülkelere oranla çok daha ağır yaşıyor. Çünkü ülkemizdeki konutların 12 milyona yakını gecekondu ve kayıtsız konutlardan oluşuyor. Konut stoğunun yüzde 60’ı da 20 yaşın üzerinde. Tüm bunlara ek olarak gözardı edilen hayati bir konu var, o da çatılar...
Türkiye’de yaklaşık 16 milyon binanın çatı ve cephe yalıtımı yok. Bu 16 milyon çatı aynı zamanda bugünkü çağdaş çatıların kalitesini sağlamaktan çok uzak. Deprem anında güvende olabilmemiz için yapıların temelden çatıya kadar her bölümünün dikkatli projelendirilmesi ve inşa edilmesi gerekiyor. Bu bağlamda depreme karşı dayanıklı bina yapılırken binanın mimarisi, zemin etütleri, zemin kalitesi, mukavemet ve taşıma hesapları, kullanılacak demir donatı, beton tip ve kaliteleri ile yapı malzemeleri ve inşaat teknikleri çok önemli. Tüm bunlar kadar önemli bir diğer konu ise çatılar. Çünkü çatılar bina içinde depremi en çok hisseden kısım.
Çatı bütün bir sistemdir. Depremde çatıların davranışı söz konusu olduğunda sadece çatı kaplama malzemelerinin ağırlığının düşünülmemesi gerekiyor. Depremde yerinde kalacak, hasar görmeyecek ve çevresinde tehlike yaratmayacak çatılarda dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var: Güvenli çatı yapımında yapının tipine göre mimar veya mühendis tarafından hesaplanmış, tüm detaylarıyla çizilmiş, malzemeleri tarif edilmiş bir projenin olması gerekiyor. Çatı bütünü içindeki, özellikle kalkan duvar, parapet, baca gibi yapı bileşenleri deprem sırasında yıkılmayacak, yapıdan ayrılarak çevreye savrulmayacak şekilde projelendirilmeli ve projeye uygun olarak inşa edilmeli. Projelendirmede bölgesel iklim şartları dikkate alınmalı. Proje, özellikle karlı bölgelerde üzerinde kar birikmiş çatı, aynı zamanda rüzgar ve deprem etkisi altındaki davranışı dikkate alınarak yapılmalı. Çatılarda kullanılacak malzemeler de önemli. Yapının tipine, coğrafi konuma ve standartlara uygun doğru malzemelerin, ürün kullanım kılavuzlarına uygun olarak kullanılması gerekiyor. Projede tarif edilen malzemelerin proje sahibinin onayı olmadan ve projede gerekli revizyonlar yapılmadan değiştirilmemesi gerekli. Çatıların rüzgar ve deprem bağlantıları hayati önem taşıyor. Şiddetli rüzgarlı havalarda olduğu gibi depremlerde de sıklıkla rastlanan çatı uçma olaylarının önüne geçilebilmesi için özellikle çatının binaya doğru bağlanmasına özen gösterilmesi gerekiyor.  Çatılar, deprem olmasa bile binadaki durumları gereği sürekli basınç ve çekmeye maruz kalıyor. Çatıların betonarme malzemeye bağlantıları, her yönde gelebilecek yükleri alabilecek şekilde uygulanmalı. Sadece çivilerle yapılan bağlantılarda uzun vadede performans düşer. Vida ve ankraj sistemleri kullanılmayan, yani betonarme yapıya sabitlenmeyen yanlış uygulamalar, bu noktalarda zayıflığı ve deprem açısından ciddi riskleri oluşturur. Türkiye’de çatılar sadece dikey kuvvetler gözönüne alınarak, zaman zaman işin ehli olmayan kişiler tarafından yapılıyor. Depremdeki yatay yükleri karşılayan çapraz bağlantıların çatı, kolon, makas düzlemlerinde yapılmaması veya eksik yapılması, deprem anında hasar ve yıkımlara sebep oluyor. Çatıda var olabilecek ve deprem sırasında daha kuvvetli yüklere dönüşebilen kar yükü gibi hususlar da dikkate alınarak bağlantıların yapılması gerekiyor.

Bina içinde depremi en çok hisseden kısım çatılardır. Çatı elemanlarının duvarlarla bağlantılarının da doğru şekilde yapılmaması, büyük zararlara neden olabilir. Deprem sırasında kalkan duvarların devrilmeleri ya da en azından sıva parçalarının düşmesi, sık görülen bir durum. Bu da zaten panik halinde olan kişilerin üstlerine yıkılan ya da düşen parçalar nedeniyle can kaybına yol açabiliyor. Bu noktada, mimarların çatıları uygun malzeme ve doğru montajla, yıkılmayacak şekilde tasarlamaları gerekiyor. Çatı imalatını yapacak firma ve çatı ustaları da önemli. Çatılarda çalışacak kişilerin çatı sistemleri, çatı yapımı ve teknikleri, yüksekte çalışma ve iş güvenliği konularında eğitimleri ve sertifikaları olmalı, sosyal sigortalar ile ilgili güncel mevzuata uyulmalı. Yapılan iş her safhasında çatı konusunda uzman bir teknik eleman tarafından kontrol altında tutulmalı. Biz ÇATIDER olarak sektörün ihtiyaç duyduğu uzman uygulama usta ve teknikerleri eğitiyoruz.

Çatılar insanların aklına uçunca, yanınca, çökünce veya su sızdırınca gelir. İnsanlar görmedikleri yerlere yatırım yapmayı sevmiyorlar. Türkiye’de çatılar genelde özensizdir;  artık kalaslardan yapılırlar. Problemlerin çoğu yanlış uygulama, yanlış malzeme, yanlış yapım, yanlış detaylandırma gibi sorunlardan kaynaklanıyor. Hedefimiz, çatıların doğru bir yapımla aslında uçmayacağını, yanmayacağını ve su akıtmayacağını anlatmak.
Bilinçsizce uygulamalardan kaynaklanan yangınlara en iyi ve güncel örnek Haydarpaşa yangını. Yüz senelik kurumuş bir ahşabın yanında şalumayla membran uygulanırsa, bu ahşap neden tutuştu diye şaşırmamak lazım. Çatıyı yapan bilinçsiz ve bu konuda bir eğitim almamışsa, iş güvenliğiyle ilgili bilgi birikimi yoksa, bu olaylar kaçınılmazdır. Bizim üzerinde çok durduğumuz Mesleki Yeterlilik Sertifikaları bu açıdan çok çok önemli.

Çatı&Cephe: Geleceğin çatıları sizce nasıl olacak?

Nazım Yavuz: Geleneksel malzemeli çatıların yanında alternatif çatıların yayılacağını düşünüyorum. Konutlarda bahçe teraslar daha yaygınlaşacak. Bahçe terasların ısı yalıtımıyla, yağmur sularının değerlendirilmesiyle ve şehirlerde oluşan ısı adalarıyla ilgili çok faydalı özellikleri var. Endüstriyel yapılarda ise enerji üreten çatıların artacağını tahmin ediyorum. Bunların dışında yangınla ilgili standartlar da ağırlaştırılacak.

Çatı&Cephe: Enerji verimliliğiyle ilgili son yıllardaki yasal düzenlemeler hakkındaki yorumlarınız nelerdir?

Nazım Yavuz:
Son yıllarda enerji verimliliğiyle ilgili birçok düzenleme yapılmasına, kanunlar çıkarılmasına rağmen bunların hem ilgili sektörlere hem de halka anlatılamadığını düşünüyorum. En azından Enerji Kimlik Belgesi alınmasının farkının net olması lazım. İnsanların temel dürtülerinden bir tanesi menfaattir. Yani Enerji Kimlik Belgesi sahibi olunmasının farkının ortaya konulması şart. Yeşil Bina sertifikasyonlarında da durum aynı. Sertifikasyon sahibi binanın reklam dışında bir getirisi yok. Manevi bir tatmin olarak kalıyor. Halbuki Avrupa ülkeleri ve ABD’de bunlara birtakım faydalar sunuluyor. Türkiye’de ise Enerji Kimlik Belgesi olanla olmayan bina arasında bir fark yok. Harcanan bedelin karşılığı alınamıyor. Bu sağlanamadığı sürece kimse bunlarla ilgilenmez. Yasa yapmak yeterli değildir, ciddi teşvikler gerekiyor. 2017 yılına kadar tüm binaların ısı yalıtımı yaptırması şartı vardı. Ama bunda bile sıkıntılar yaşanıyor. Binalarda mantolamanın yapılması gerekiyor ama cephelerin mantolanması yetmez. Binanın çatısı da yalıtılmalı ve dikkate alınmalı. Yani binaya manto giydirilmesinin yanında “kapüşonu” da takılmalı.

M. Nazim Yavuz Kimdir?
1968’de Artvin’de dünyaya gelen M. Nazım Yavuz, lise eğitimini İstanbul Erkek Lisesi’nde, üniversite eğimini ise İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde tamamladı. Profesyonel iş hayatına bir Oyak iştiraki olan Oytaş Dış Ticaret’te başlayan ve profesyonel iş hayatını Norveç-Türk ortaklığı olan TET Enerji firmasındaki genel müdür yardımcılığı sıfatıyla noktalayan Yavuz, 1998 yılında ortaklarıyla beraber kurduğu Aktif Yalıtım ve Mühendislik Hizmetleri firmasıyla ithalatçı distribütör ve uygulamacı olarak yapı sektöründe hizmet vermeye başladı. 2003 yılında sentetik membranlarda Avrupa’nın önde gelen firmalarından biri olan VWS ile kurulan ortalık sonrasında Multiplan Yalıtım Sistemleri A.Ş.’de yönetici ortak olarak çalışan Nazım Yavuz, Türkiye’de ilk defa PVC ve TPO bazlı çatı membranlarının üretilmesini gerçekleştirdi. Kurmuş olduğu OC3 Enerji firmasıyla güneş enerjisi alanında da ilkleri ülkeye kazandırmak için çalışmalar yapıyor. Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği üyesi olan Nazım Yavuz, DEİK yürütme kurullarında görev alıyor ve DEİK Tanzanya İş Konseyi Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyor. İki dönem boyunca ÇATIDER Yönetim Kurulu Üyeliği yapan Yavuz, Ocak 2013 itibariyle de Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. İyi derece Almanca ve İngilizce bilen Yavuz, evli ve iki erkek çocuk babası.