E-dergi
e-dergi

VELUX Genel Müdürü Hakan Yantır: "Çatının Bağımsız Olarak Kullanılmasının Önü Açılmalı"

Türkiye'de çatılarla ilgili en büyük sorunun çatının bağımsız bölüm olarak kullanılamaması olduğunu söyleyen VELUX Genel Müdürü ve ÇATIDER Çatı Altlarının Kullanıma Açılması Komisyonu Eş Başkanı Hakan Yantır, çatının bağımsız olarak kullanılmasının önünün açılması gerektiğini belirtiyor...

Türkiye’de çatı katları bağımsız olarak kullanılamıyor. Çatı katının aşağıdaki katla bağlantısı olunca alıcısı azalıyor ve birim fiyatı düşüyor. Bu da yatırımcının çatıya yatırım yapmamasına yol açıyor...


Çatı aralarına doğal gün ışığı ve temiz hava sağlayarak bu alanları kullanışlı mekanlara dönüştüren çatı pencerelerinin üreticisi VELUX’ün Genel Müdürü Hakan Yantır, Türkiye’de çatılarla ilgili en büyük sorunun, çatının bağımsız bölüm olarak kullanılamıyor olması ve çatı eğim ve formların aşırı derecede sınırlandırılması olduğunu söylüyor. Aynı zamanda ÇATIDER Çatı Altlarının Kullanıma Açılması Komisyonu Eş Başkanı da olan Hakan Yantır, “ÇATIDER’le birlikte çatı altındaki mekanların yaşam mekanı olarak binaya katılmasını hedefliyoruz. Türkiye’de kentlerin nüfusu giderek artıyor. Bu da konut sorununu ortaya çıkarıyor. Binaların çatısını zaten kapatıyoruz ama buranın kullanımıyla ilgili kısıtlamalar var. Şu anda Türkiye’deki çatılarda maalesef çatıda kullanılan malzeme kalitesine ve estetiğine fazla önem verilmiyor. Cephelere bir takım değişiklikler yapılıyor ancak çatıyı önemseyen yok. Çünkü çatının sahibi yok” diyor. 

Çatıya bağımsız bölüm yapılabilmesi için altyapının önünün açılması gerektiğini ifade eden Yantır, “Bunu çözümün başlangıcı olarak görüyoruz. Paris’te, Roma’da çatı daireleri var, bizde ise çatılar alt kata bağlanıyor. Bu konuda ÇATIDER’le birlikte çeşitli çalışmalar yapılıyor ancak yeterli değil. Eskişehir Belediyesi ile bu konuda görüş alışverişi yaptık. Onlar cesur bir adım attılar ve çatı katlarının bağımsız bölüm olarak iskan edilebilmesinin önünü açan bir tasarı hazırladılar. Belediye meclisinde oylanıp kabul edildi ve sonra bir itiraz geldi. Bu itiraz sürecinde şu an çalışma durduruldu. Umarım bu çalışma devam ettirilebilir. Kanun koyucunun bu konuda çok bilgi birikimi olmadığı için hangi değişikliği niye yaptığını veya niye iptal ettiğini bilemiyor. Bu nedenle de bazı şeylerin değişmesiyle ilgili cesaret gösteremiyor” şeklinde konuşuyor.

VELUX ve firmanın Türkiye’deki çalışmalarıyla ilgili de bilgi aldığımız Yantır, şunları söylüyor: “VELUX’ün hikayesi, kurucusu Villum Kann Rasmussen’in, 1941 yılında, çatı aralarını kullanışlı yaşam alanlarına dönüştürmek amacıyla ilk çatı penceresini geliştirmesiyle başlıyor. Rasmussen, bu yeni keşfi için ilgi çekici, kolay telaffuz edilebilen ve akılda kalacak bir isim arayışına giriyor. İngilizce ‘havalandırma’ anlamına gelen ‘Ventilation’ kelimesinin ilk harfleri ile Latince’de ‘ışık’ anlamı taşıyan ‘Lux’ kelimeleri birleşerek VELUX adını oluşturuyor. Danimarka merkezli VELUX, bugün 42 ülkede toplam 10 bin çalışanla faaliyetlerine devam ediyor.”

“Türkiye’yi çatı penceresi alanında potansiyeli olan bir pazar olarak gören VELUX yetkilileri, 2001 yılında Türkiye’ye gelme kararı alıyor. Yüzde 100 Danimarka sermayesiyle kurulan firma üç kişilik bir ekiple çalışmalara başlıyor. 2005 yılında ben de ekibe dahil oldum ve kadromuz giderek genişledi. Şu anda Türkiye’de satışlarımızı bayi ağımız ile yürütüyoruz. Amacımız ise çatıdan doğal hava ve aydınlatma almanın faydalarını anlatmak ve bilinirliğini artırmak.”
“Türkiye’de birçok projede yer aldık. Bizim için önemli projelerden biri, EEA (Emre Arolat Architects) ile 3 yıl önce bitirdiğimiz Ulus’ta yer alan Savoy projesiydi. Hem metal hem de yeşil çatı örtüsünün birarada kullanılıyor olması ilginçti. Bu projede yaklaşık 300 adet VELUX çatı penceresi kullanıldı. VELUX’ün ürün gamı konuta ve küçük ticari binalara daha uygun. Bu nedenle daha çok küçük projelerde yer alıyoruz. VELUX, son iki yılda ürün gamını genişleterek büyük ticari binalara yönelik ürünler de geliştirdi. Şu anda sadece Kuzey Avrupa’daki birkaç ülkede pazara sunulan bu ürünleri önümüzdeki yıllarda Türkiye pazarına da sunmayı düşünüyoruz.”


Yeni Showroomu’nda kendi ürünlerini kullanıyor
“Türkiye’de çatı ve çatı penceresi çok bilinmiyor. Bu nedenle uzun zamandır hedef kitlemize anlattığımız şeyleri yüzde 100 iletemediğimiz hissindeydik. Yaptığımız işi daha iyi anlatmak için nasıl bir yatırım yapabileceğimizi düşündük ve uzun bir arama sürecinden sonra çatı dubleksi bir ofise taşındık. Çatı katını showroom olarak tasarladık ve kendi ürünlerimizi kullandık. Böylece ferah, aydınlık ve havadar bir yerde çalışabildiğimiz gibi, gelen ziyaretçilerimize de ürünlerimizi çok daha kolay anlatabiliyoruz.”

VELUX ve sürdürülebilirlik
VELUX’ün sürdürülebilirliğe yönelik çalışmalarına da değinen Yantır, şöyle devam ediyor: “İnsanoğlu doğada yaşama uygun olacak şekilde evrilmiş. Genlerimiz buna göre kodlanmış. Buna karşın, modern yaşamla beraber insanlar yaşamlarının yüzde 90’ını kapalı mekanlarda geçiriyor. Yapılan araştırmalara göre toplam enerjinin yüzde 40’ını binalar harcıyor. Ayrıca bu binaların yüzde 30’u sağlığımıza pozitif etki yapmıyor. Bu üç unsur birleştiğinde, sürdürülebilir yapıların gerekliliği ortaya çıkıyor. Biz VELUX olarak farklı kurum ve kuruluşların üye olduğu bir platform olan ‘Active House’ üyesiyiz. Binalar yapılırken çevre, binanın çevreyle etkileşimi, iç mekan iklimi ve enerji konularının optimal değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kurucumuz Villum Kann Rasmussen’in bir sözü var: ‘Bir deney, bin uzman görüşünden daha değerlidir’. Bu doğrultuda, söylemlerimizi deneyelim istedik ve 2009’dan 2011 yılına kadar Avrupa’da Model Home 2020 adını verdiğimiz 6 tane bina yaptık. Buradaki amacımız sürdürülebilirliğin teoriden pratiğe nasıl geçtiğini görmekti. Sonucunda da teoriyle pratiğin çoğu yerde örtüştüğünü gördük.”

“Biz binanın insan odaklı olması gerektiğine inanıyoruz. Yani insanın binada mutlu ve sağlıklı yaşayabilmesi gerekiyor. Bunu da uzmanı olduğumuz konu olan gün ışığı ve temiz havayla birleştirmek istiyoruz. Bahsettiğim 6 binanın 5’i konut. Bir tanesi ise üniversitede öğrenci işleri binası. Bu 5 konuta 1 yıl süreyle bir aile yerleştiriliyor. İstediğimiz ise ailenin orada yaşarken ne hissettiğini öğrenmek. Oradan edindiğimiz izlenimlerle ürünlerimizi de geliştiriyoruz. Örneğin o binalarda yaşayan bir evin hanımı, ortamda karbondioksit oranı yükselince otomatik olarak açılan çatı pencerelerinin motor sesinden ilk başlarda ürktüğünü, zamanla o sesi temiz havayla özdeşleştirince alıştığını söylemişti. VELUX de buradan edindiği izlenimle yeni ürünlerinde motor sesinin daha düşük olması için çalıştı.”

Geri