E-dergi
e-dergi

TGÜB Genel Sekreteri Gülay Özdemir: "Gazbetona Talep Artacak"


Temmuz-Ağustos 2014 / Sayı 51


Türkiye’de gazbeton üretim kapasitesinin son 5 yıl içinde yüzde 63 arttığını belirten Türkiye Gazbeton Üreticileri Birliği Genel Sekreteri Gülay Özdemir, “Önümüzdeki 10 yıl içinde kalitesiz, standart dışı ve çevreye duyarsız ürünlerin pazardan çekilmesiyle gazbetona olan talebin daha da büyümesi bekleniyor” diyor…


Türkiye’de 6 kuruluşa ait toplam 11 tane gazbeton üretim tesisi bulunuyor. Bu kuruluşların dördü; AKG Gazbeton, Gaziantep YTONG, NUH Yapı ve Türk YTONG, Türkiye Gazbeton Üreticileri Birliği (TGÜB)’nin üyesi. TGÜB üyesi kuruluşların üretim tesisi sayısı ise 9. 
Tesislerin üretim kapasiteleri esas alındığında, TGÜB’ün sektörü temsil oranı, yüzde 90 civarında.
TGÜB, 1994 yılından bu yana kısa adı EAACA olan Avrupa Gazbeton Üreticileri Birliği’ne üye. Avrupa’da Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 20 ülkenin gazbeton üreticilerini temsil eden bir birlik olan EAACA, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Komisyonu ile yakın ilişkiler sürdürüyor. TGÜB’ün Türkiye’de üye olduğu kuruluşlar arasında ise Türkiye İMSAD (Türkiye İnşaat malzemesi Sanayicileri Derneği) ve ÇEDBİK (Çevre Dostu Yeşil Binalar Konseyi) yer alıyor. Ayrıca TGÜB, TOBB bünyesi içinde yapılandırılmış olan TSÜM (Toprak Sanayi Ürünleri Meclisi), Sanayi Bakanlığı bünyesinde yer alan TOPRAK-TEK (Toprak Ürünleri Sanayisi Teknik Komitesi), TSE bünyesi içinde yapılandırılmış olan MTC 114- Kâgir Birimler ve MTC 20- Gazbeton Ayna Komiteleri’nde çalışmalarını üye olarak sürdürüyor.
Türkiye’deki gazbeton kullanımı hakkında bilgi aldığımız TGÜB Genel Sekreteri Gülay Özdemir, 2012 verilerine göre Türkiye’deki gazbeton üretim tesislerinin kurulu üretim kapasitesinin 3,9 milyon metreküpe; gazbeton tüketiminin de 3,1 milyon metreküpe ulaştığını söylüyor. 2008-2009 yıllarında yaşanan küresel kriz nedeniyle pazarda yüzde 10’luk bir daralma yaşansa da sektörün son 5 yılda toplam yüzde 60 civarında büyüdüğünü belirten Özdemir, “Üreticiler, krizi fırsata dönüştürerek, kriz yıllarını üretim kapasitesi artırımı için kullandı, yeni yatırımlara girişti ve son 5 yıl içinde, toplamda yüzde 63 oranında üretim kapasite artırımını gerçekleştirdiler” diyor.

Son yıllarda gazbetona olan talebin beklentilerin üzerinde gerçekleştiğini sözlerine ekleyen Özdemir, “Önümüzdeki 10 yıl içinde, kalitesiz, standart dışı ve çevreye duyarsız ürünlerin pazardan çekilmesiyle gazbetona olan talebin daha da büyümesi bekleniyor. Ülkemizde gazbeton sektörü, teknolojik açıdan uluslararası düzeyde deneyim ve bilgi birikimine sahip. Bu donanım, yapımcı ve tüketiciye güven veriyor. Bu genel avantaja ilave olarak, binalarda gazbeton kullanılması sonucunda sağlanan yüksek ısı yalıtımı, enerji tasarrufu olarak ülkemize geri dönüyor. Ayrıca gazbetonun hafif bir duvar malzemesi olması nedeniyle sağladığı deprem güvenliği, özellikle ülkemiz koşullarında çok büyük önem arz ediyor. Bunlara ilaveten, A1 sınıfı yanmaz bir yapı malzemesi olan gazbeton, binalarda yangın güvenliğini de sağlıyor. Tüm bu özellikler bütünleşik olarak değerlendirildiğinde, ülkemizde gazbeton kullanımının artış nedenlerini, açık bir biçimde izah ediyor. Bu kullanım artış ivmesinin önümüzdeki yıllarda da süreceğini ön görmek yanlış olmayacaktır” şeklinde konuşuyor.


Gazbetonun avantajları
Gazbetonun, alternatif ürünlere karşı avantajlarından da bahseden Gülay Özdemir, şunları söylüyor: “Gazbeton, ısı yalıtım gücü en yüksek olan kâgir yapı malzemesidir. Bina duvarlarında tam anlamıyla ısı yalıtımı sağlamanın pratik ve ekonomik çözümü, gazbeton kullanmaktır. Gazbetonun ısı yalıtımı konusundaki üstünlüğü, binalarda enerjinin verimli kullanılmasını, bina içinde ısıl konforun maksimum olmasını, ısıtma ve soğutma giderlerinin en aza indirilmesini sağlar. Gazbeton duvarların yalıtım gücü ve ısıl performansı ile duvar yüzeyinin ısı dalgalanmaları daha dengeli olmaktadır. Bu şekilde hem duvarlardan ışınım ile yayılan enerji, ortam ısısı ile uyumlu olur, hem de mekân içinde her noktada ısı seviyesi benzer olduğu için yapı ısıl konforu artar”.

“Gazbeton, hafifliğiyle yapı üzerindeki deprem yüklerini azaltarak ilave deprem güvenliği sağlar. Ayrıca gazbeton kullanımının yapı statik tasarımında dikkate alınması ile yapıların taşıyıcı sistemlerinin yapım maliyetlerinde ekonomi sağlanır. Hassas boyutlarda üretilen gazbeton, ölçülerde yanıltmaz. Kolaylıkla işlenebilme özelliği sayesinde istenilen boyutlarda üretilebilir veya boyutları değiştirilebilir. Uygulaması kolay olduğundan işçilikten ve zamandan tasarruf sağlar.”
“Gazbeton, A1 sınıfı yanmaz bir yapı malzemesidir, bu nedenle binalarda yangın emniyeti sağlar. Gazbeton ile örülen duvarların dışında meydana gelen bir yangın, duvarın diğer tarafını etkilemez. Bu özelliği nedeniyle, yangın güvenlik alanları ve yangın kaçış holleri tasarımında kullanılır.”

“Az enerji kullanımı ile üretilen gazbeton, radyoaktif ve sağlığa zararlı hiçbir madde içermez. Diğer yapı malzemelerinden farklı olarak, üretiminde daha az hammadde kullanıldığı için çevre dostudur. Gazbeton, Avrupa standartlarında, neredeyse tümüyle yerli hammaddelerle üretildiğinden sektördeki ithalat çok düşük düzeydedir, sektör dışa bağımlı değildir.”

Kayıtdışı ürünler haksız rekabete yol açıyor
Kalitesiz yapı malzemesi kullanımının ve kayıt dışı ürünlerin, haksız rekabete yol açtığını vurgulayan Gülay Özdemir, sektörde yaşanan sorunları ise şöyle özetliyor: “Isıl nitelikleri daha düşük olan bazı duvar malzemeleri, pazarda uygun olmayan koşullarda yer alarak nitelikli malzemelerin, uygun çözümlerin ve enerji tasarrufunun önünü tıkıyor. Yüksek enerji maliyetleri, sanayide faaliyet gösteren üretici firmalar açısından bir dezavantaj oluşturuyor. Bir diğer konu ise, yüksek dış ticaret maliyetleridir. Gazbeton hafif bir malzeme olmasına karşın, hacimsel olarak büyük yer kaplıyor ve dış ticarette lojistik maliyet oranları yükseliyor. Lojistik ve nakliye maliyetleri, özellikle uzun mesafelerde rekabeti engelleyen bir unsur olarak karşımıza çıkıyor.”

“İnşaat sektöründe şantiyelerde, kayıt dışı istihdam oranı oldukça yüksek. Kayıt dışı istihdamın kontrol altına alınması için sigorta primlerinin düşürülmesi gibi çeşitli teşvikler sunulmalı. Yapı uygulamalarını düzenleyen mevzuatlarda, sahada eğitimli işgücü çalıştırılmasını teşvik eden hükümlere yer verilmeli; nitelikli işgücü için sertifikasyon programları uygulanmalı. İnşaat sektöründe, uygulama alanında, yani şantiyede çalışan işgücünün büyük kısmı, bilindiği üzere teknik gereksinimleri karşılayacak nitelikten yoksun. Bu durum da kalifiye usta bulma güçlüğünü ortaya çıkarıyor. Gazbeton üreticileri mevcut kadrolarıyla, Mimar- Mühendis Odaları ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi kuruluşlarla işbirliğine giderek, ustaları ve yapı profesyonellerini bilinçlendirmeye, eğitmeye ve sertifikalandırmaya çalışıyor.”

Geri