E-dergi
e-dergi

Bina Cephelerinin Yenilenmesinde Kullanılan Stratejiler

Bahar Başarır
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üni.
Berrin Şahin Diri
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üni.

Temmuz-Ağustos 2014 / Sayı 51


1. Bina Cephelerinde Yenileme
Yapı alt sistemlerinden cephelerin, mekanı şekillendirme, sınırlandırma, iç mekan ile dış mekanı birbirinden ayırma ve bağlama, iç mekanı dış ortam koşullarından koruyarak, kullanıcıların ihtiyaç duyduğu konfor şartlarının oluşturulması ve sürdürülmesini sağlama görevlerini üstlenmelerinden dolayı, binaların toplam performansı üzerindeki etkileri büyüktür. Diğer yandan dış çevre koşullarıyla doğrudan ilişki içinde olduklarından diğer yapı sistemlerine oranla daha çabuk deforme olurlar. Binalar yaşlandıkça pek çoğu cephe sistemiyle bağlantılı çeşitli fiziksel problemler nedeniyle zarar görmeye başlarlar. Çoğu konut, ticaret, sağlık ve eğitim binasının 50-100 yıl servis ömrü öngörülerek inşa edildiği günümüzde, cephe sistemi içinde duvarların ortalama servis ömrü 33, pencerelerin ise 20.9 yıl olarak belirlenmiştir [1]. Yeni bir binada toplam maliyetin %20-25’ini cephe sisteminin oluşturduğu düşünülürse, taşıyıcı sistemin etkinliğini koruduğu binalarda cephe sistemi kaynaklı sorunlar sebebiyle binanın yıkılıp yeniden yapılmasının ekonomik bir çözüm olmadığı görülebilmektedir [2]. Kullanılan malzeme ve ortaya çıkan atık miktarı düşünüldüğünde de yenileme çalışmalarının çevreye olan olumsuz etkisi neredeyse her durumda yıkım ve yeniden yapımdan daha azdır. Diğer yandan binaların yıkılması sadece sermaye, malzeme ve  enerji israfı değil, aynı zamanda mimari kimliğin kaybına da neden olmaktadır. Bu nedenle, binaların daha uzun süre kullanıcı ihtiyaç ve isteklerini karşılayarak fonksiyonlarını sürdürmelerinde, yani kullanım ömürlerinin uzatılmasında, cephe yenilemelerinin önemi büyüktür.


Yenileme, kavram olarak çok geniş bir anlam içermektedir. En geniş anlamıyla bir şeyi tekrar yeni hale getirmek olan yenileme terimi, inşaat sektöründe mevcut bir yapıya uygulanan her türlü yapım çalışması için kullanılmaktadır. Bu çalışmada kullanılan yenileme terimi ile binanın özgün tasarımında öngörülemeyen performans kriterlerine ulaşmak, değişen/yeni ihtiyaçları karşılamak veya çeşitli etkenlere maruz kalarak bozulmaya uğramış, fonksiyonlarını yerine getiremez duruma gelmiş mevcut tesis ve/veya alt sistemlerin fonksiyonel özelliklerini geri kazanması için yapılan, basit tamir ve onarım haricindeki çalışmalar ifade edilmektedir. Bu şekilde binanın revizyondan geçirilmesi yolu ile modernleştirilmesi ve güncel fonksiyonel koşullara getirilmesi amaçlanmaktadır.

Binalardaki işlev değişiklikleri, yeni binalarla entegrasyon, cephenin fonksiyonel performansının azalması ve görülen bozulmalar, binanın enerji verimliliğinin artırılmak istenmesi, yasal zorunluluklar, gönüllülük esasına dayanan sertifikalara sahip olma isteği, teknolojik gelişmeler, yapı sektörünün değişen trendleri gibi etkenler, cephelerde  yenileme gereksinimini oluşturan faktörlerdir. Yenileme çalışmaları sonucu binalardan istenilen performansın elde edilmesinin şartı, binanın, yapısal ve çevresel özellikleri gözetilerek, yenileme amacına uygun tekniklerle yenilenmesidir. Bu bağlamda yenileme projeleri hazırlanırken, yenileme nedenlerinin tam olarak belirlenmesi ve yenileme amacına bağlı olarak uygulanabilecek tüm tekniklerin binanın mevcut durumu ile içinde bulunduğu doğal ve yapma çevre koşullarına göre değerlendirilmesi yapılarak, en etkin yenileme stratejisinin belirlenmesi gerekmektedir. 

2. Cephe Yenilemelerinde Kullanılan Stratejiler
Her ne kadar cephelerde yenileme konusuyla ilgili farkındalık artmış olsa da, yenileme projelerinin tasarım aşaması genellikle problemlidir. Yenileme sonucu binanın göstereceği çevresel performans ancak tasarım sürecinin sonunda belirlenebilir. Ancak tasarımın erken aşamalarında alınan kararlar, çalışmanın sonucu üzerindeki en önemli belirleyicilerdendir [4]. Bu nedenle erken tasarım evresinde doğru yenileme stratejisinin belirlenmiş olması önem taşımaktadır.
Cephelerin yenilenmesi, katman, kabuk ve eleman bazında gerçekleşen her türlü ekleme, çıkarma, modifikasyon ve yenileme çalışmasını kapsamaktadır. Bu müdahale durumlarına ve müdahalenin uygulanacağı cephe düzlemine bağlı olarak çeşitli yenileme stratejileri oluşmaktadır. Özgün cephenin ne ölçüde korunacağı, uygulamanın yapıldığı cephe düzlemi ile katman ve kabuk düzeyinde yapılan müdahaleler düşünüldüğünde cephe yenilemelerinde temel olarak 5 stratejinin uygulandığı görülmektedir (Tablo 2.1). Her bir stratejinin mimari, yapım ve kullanım ekonomisi, fonksiyon, kullanıcı konforu, malzeme ve enerji kullanımı üzerinde farklı etkileri vardır. Bu çalışmada, cephelerde kullanılan temel yenileme stratejilerinin binalara olan etkileri, örnek projelerin incelenmesi ve literatür araştırması yoluyla edinilen bilgiler bağlamında değerlendirilmektedir. Böylece, tasarımcıların uygulanması planlanan yenileme stratejisinin etkilerini erken tasarım aşamalarında değerlendirebilmesi amaçlanmaktadır.

2.1. Cephenin Yıkılıp Yeniden Yapımı
Cephenin yıkılıp yeniden yapımı günümüzde pek çok cephe tipi için uygulanan en yaygın yenileme stratejisidir [3]. Mevcut cephenin ortadan kaldırılması, yenileme kapsamında uygulanabilecek cephe çözümlerine büyük çeşitlilik kazandırmaktadır. Bu nedenle genellikle bina kullanıcı veya sahiplerinin binanın görünümü ve orjinal tasarımından memnun olmadıkları durumlarda kullanılmaktadır. Cephenin kolayca sökülebilmesine imkan tanıyan giydirme cephe gibi sistemlerin kullanıldığı binaların yenilenmesinde, yıkım olayı iç mekanda daha az tahribat yaratarak hızlı bir şekilde yapılabildiğinden, daha çok tercih edilmektedir.  Bu stratejinin uygulandığı projelerde orjinal cephe genellikle mevcut taşıyıcı strüktüre belirli noktalardan tespit edilen yeni bir giydirme cephe kullanılarak yenilense de, çift kabuk  ve yerinde yapım uygulamaları da görülebilmektedir. 

Tablo 2.1. Cephe yenilemelerinde kullanılan stratejilerin sınıflandırılması

Mimari etkisi: Yenileme sırasında tüm cephenin kaldırılması yeni cephenin tasarımında mimarlara neredeyse tam bir özgürlük tanımaktadır. Bu strateji, anıtsal değer  sebebiyle birebir yenilemenin gerekli olmadığı durumlarda, binaya tamamen yeni bir görünüş kazandırılmak için kullanılmaktadır (Şekil 2.1). Bu konuda binanın getirdiği en önemli kısıtlama, mevcut taşıyıcı sistemin durumudur. Taşıyıcı sistemin yük taşıma kapasitesi, taşıyıcı elemanların cephe düzlemiyle olan ilişkisi, kullanılabilecek yeni sistemi ve cephe mimarisini etkilemektedir.

Şekil 2.1 Wilhelminastaete Binası, Amsterdam, Hollanda. Solda cephenin 
yenilemeden önceki, sağda ise yenilemeden sonraki durumu görülmektedir [5].

Kullanıcı konforu ve fonksiyona olan etkisi: Yeni cephe yapı fiziği açısından güncel ihtiyaçları ve performans kriterlerini karşılayacak duruma kolayca getirilebilir. Cephe tamamen değiştirildiği için en güncel teknik standartları sağlaması mümkün olmaktadır. Aynı zamanda eski sistemde kullanılmış olan zararlı malzemeler, yenileme yoluyla binadan uzaklaştırılmaktadır. Bütünleştirilmiş cephe kullanımı sayesinde teknik donanımın yenilenmesi de mümkündür. 

Malzeme ve enerji kullanımına etkisi: Diğerleriyle karşılaştırıldığında, bu stratejide orjinal strüktürün önemli bir bölümünün kaldırılması, yenileme sırasında daha çok malzeme kullanımına neden olmaktadır. Yeni cephenin yapımında kullanılacak malzeme ve enerji ihtiyacı yeni tasarımın formu ve yapım sistemi ile de ilgilidir. Daha fazla enerji ve malzeme kullanımına karşın bu strateji kullanılarak yenilenmiş cepheler genellikle kullanım dönemi süresince en iyi enerji performansını göstermektedirler [3]. Ayrıca tasarım sürecinde geri dönüştürülmüş ya da geri dönüştürülebilen malzemelerin seçimi ve sökülüp takılabilen yapım sistemlerinin tercih edilmesi sayesinde kullanılacak malzemelerin binanın kullanım ömrü sonundaki performansı planlanabilmektedir.

Ekonomik etkisi: Bu stratejide hem yıkım hem de yeniden yapım maliyetleri göz önüne alınmalıdır. Bina, içinde yıkım çalışmaları yapıldığı için genellikle yenileme süresince kullanılamamaktadır. Bu durum kullanıcıların yenileme süreci boyunca başka bir yere taşınmalarını da gerektirdiğinden ek bir maliyet getirmektedir. Diğer yandan binanın kullanımda olmaması yerinde yapım sürecini kısaltmakta ve iç mekanın yenilenmesi için potansiyel oluşturmakdır. Yeni cephenin yüksek kalite göstereceği düşünülerek işletme maliyetlerini belirgin oranda azaltacağı söylenebilmektedir. Tasarım süresince cephe temizliği ve ileriye dönük adaptasyon olasılıkları göz önünde bulundurulduğunda, cephenin bakım maliyetleri de azaltılabilmektedir. 

2.2. Cephenin Dış Yüzeyine Ek  Kabuk Uygulaması
Son zamanlarda yenileme projelerinde sıkça görülmeye başlayan bu strateji, özellikle rüzgârlı ve gürültülü yerleşimlerde bulunan binalar için rekabetçi çözümler sunmaktadır. İkinci kabuk binayı sararak dış çevre koşullarından ve buna bağlı bozulmalardan korur. Yenileme çalışmaları binanın dışında sürdürüldüğü için iç mekân bundan etkilenmez. Fakat ikinci kabuğun eklenmesiyle binada aşırı ısınma ve yoğuşma problemleri oluşabilmektedir. Mevcut cephede uçucu organik bileşen (VOC) içeren zehirli malzemelerin bulunduğu durumlarda ise bu stratejinin kullanımı önerilmemektedir. Cepheye yeni bir kabuğun eklenmesi binaya ek yük getireceği için, binanın taşıyıcı sisteminin durumu bu stratejinin uygulanabilirliğinde önemli bir kriterdir. Ek kabuk olarak cam ünitesi veya yalıtımlı prefabrike paneller kullanılmaktadır.

Şekil 2.2 William Farrell Telus Binası, Vancouver, Kanada. 
Solda, binanın yenilemeden önceki görünüşü; ortada yenilemeden sonraki 
görünüşü; sağda, mevcut ve yeni kabuk arasındaki boşluktan görünüş [6], [10].

Mimari etkisi: Cepheye yeni bir kabuğun eklenmesi, binanın görünüşünde yeni bir etki yaratmaktadır (Şekil 2.2). Özgün cephe genellikle yeni kabuğun arkasında  görülebilir durumdadır. Fakat kullanılan yeni kabuk sistemine bağlı olarak binada özgün tasarıma vurgu yapan, onu ortaya çıkaran bir görüntü oluşabileceği gibi tamamen yeni bir görüntü oluşturmak da mümkündür. Sisteme eklenecek kabuğun tasarımında ise belli sınırlamalar mevcuttur. Bu konudaki kısıtlamaları binanın şekli, strüktürel taşıma kapasitesi, mevcut cephe sistemi ve yeni kabuğun binayla olan birleşim şekli oluşturmaktadır. 

Kullanıcı konforu ve fonksiyona olan etkisi: Ek kabuk ve kabuklar arasında kalan hava boşluğunun binayı ve kullanıcıları etkileyen pek çok avantaj ve dezavantaji bulunmaktadır. Bu nedenle karar aşamasından önce dikkatli bir fayda zarar analizi yapılması gerekmektedir. Bu stratejinin en büyük avantajlarından biri, teknolojik yeniliklerin getirdiği yeni servis ihtiyacını karşılayacak biçimde, boru kablo ve diğer tesisat elemanlarını barındıracak ve yenilenebilir enerji kaynaklarından  yararlanmayı sağlayacak tasarımlara olanak tanımasıdır [11]. Rüzgarlı bölgelerde uygulanan ikinci kabuk sayesinde mevcut cephedeki pencereler açılarak tampon bölge üzerinden doğal havalandırma yapılabilmektedir. Ek  kabuk dışarıdan gelen gürültüye karşı akustik performansı artırmaktadır. Diğer yandan iç mekanlar arasında, kabuklar arasındaki boşluktan kaynaklanan ses iletimi sorunu yaşanabilmektedir. Doğal havalandırma sağlamak için dış kabukta açılan pencereler de dış ortamdaki gürültüyü içeri almakta, tampon bölgedeki hava akışı belli miktarda gürültü oluşturmaktadır [6].

Mevcut kabuk ile ikinci kabuk arasında kalan tampon bölge cepheye gelen güneş ışınımının bir kısmını emdiğinden kış aylarında dış ortama göre daha sıcaktır. Yaz aylarında ise ısınan hava tampon bölgede yükselerek binadan uzaklaştırılır, tampon bölge dış ortama göre daha serin kalır. 

Böylece binanın ısıtma ve soğutma yükü azalır. Buna karşın, kış aylarında iç mekandaki sıcak havanın tampon bölgeye akmasıyla cephede yoğuşma problemi görülebilmektedir. Yaz aylarında da tampon bölgede yükselen hava, üst katlarda aşırı ısınma sorunu yaratabilmektedir. Bu nedenle bu stratejinin uygulandığı binalarda mekanik havalandırma düşünülmeli, mevcut cephede ısı yalıtımı ve buhar geçirimsizlik önlemleri alınmalıdır [3].

Cepheye ikinci kabuğun eklenmesiyle artan çephe derinliği iç mekana gün ışığı alımını azaltmaktadır. Bu durum binanın konumuna ve bulunduğu iklim kuşağına bağlı olarak olumlu ya da olumsuz etki yaratmaktadır [3]. Bunlara ek olarak, kabuklar arasındaki hava boşluğunun baca etkisi yaratarak binanın yangın korunumunu zayıflattığı unutulmamalıdır. 
Malzeme ve enerji kullanımına etkisi: Her ne kadar mevcut cephe korunuyor olsa da binaya yapılan kabuk eklemesi büyük miktarda malzeme kullanımını gerektirmektedir. Ek kabuk için kullanılan malzemenin yanında,  mevcut cephenin iyileştirilmesinde de  malzeme harcanmaktadır. Buna rağmen cephenin yıkılarak yenilenmesinden daha az malzeme harcanacağı söylenebilir [3]. Ek kabuk ve tampon bölge ısı yalıtımı sağladığından, binanın enerji performansı artmaktadır. Yenilenen binanın enerji tüketimi ise mevcut cephenin kalitesine ve kullanılan havalandırma sistemine bağlı olarak değişmektedir. 

Ekonomik etkisi: İkinci kabuğun inşası için bina dışında iskele ve çeşitli makinelere ihtiyaç duyulduğundan yapım maliyeti yeni cephe maliyetiyle kıyaslanabilecek kadar yüksektir. Ancak yenileme çalışmaları süresince iç mekân ile fazla bir etkileşim olmadığından bina bu süreçte kullanılabilir durumdadır. Binanın artan enerji performansı, işletme maliyetlerini düşürür. Cam ünitelerin kullanıldığı ek kabuklarda temizlik maliyetleri oldukça yüksektir ve işletme maliyetleri kapsamında değerlendirilmesi gerekir.

2.3. Cephenin İç Yüzeyine Ek Kabuk Uygulaması
Bu yenileme stratejisi genellikle kitlelerin benliğinde yer etmiş, anıt  özelliği taşıyan ve bu nedenle cephe algısını değiştirecek müdahalelerin yapılamadığı binalarda kullanılmaktadır. Ek kabuk, mevcut cephenin yalıtım özelliklerine bağlı olarak yalıtımlı ya da yalıtımsız panellerden oluşmaktadır. Yalıtımlı paneller taşıyıcı döşeme tarafından taşınıp, bölücü duvarlarla desteklenir. Yalıtımsız paneller ise taşıyıcı cephe ya da döşeme tarafından taşınmaktadır [3]. Bu strateji, cephenin iç yüzeyine yeni katmanlar eklenmesi yöntemiyle yapılan ısıl performans iyileştirmelerinin geliştirilmiş versiyonudur. Ek kabuğun kendi taşıyıcı iskeleti, bu stratejiyi sadece taşıyıcı duvarlar için değil, iskelet ve giydirme cepheler için de kullanılabilir kılmaktadır (Şekil 2.3).

Şekil 2.3 BMW Merkez Binası, Münih, Almanya. Yukarıda cephenin dıştan 
görünüşü, altta izolasyonlu ek kabuğun iç mekandan cepheye montaji [7].

Mimari etkisi: Uygulama, cephenin iç yüzeyinden yapıldığı için binanın dış görünüşünde hiçbir değişiklik olmamaktadır. Buna karşın, ek kabukla iç mekanının etkileşiminden iç mekan tasarımı büyük oranda etkilenmekte; bu nedenle titiz bir planlama gerekmektedir. Ek kabuğun iç mekanda kaybettirdiği alanın da iç mekan mimarisini etkilediği unutulmamalıdır. Cephenin gelecekte oluşacak ihtiyaçlara bağlı olarak uyarlanabilirliğinin sağlanması da ek kabuğu oluşturan bileşenlerin planlama ve tasarımına bağlıdır. 

Kullanıcı konforu ve fonksiyona olan etkisi: Bu stratejinin iç mekan yenilemesiyle beraber düşünülmesi gerekmektedir. Böylece potansiyel zehirli malzemeler cepheden uzaklaştırılarak, yeni bir iç mekan tasarımı ve iklimlendirme konsepti sağlanabilir. Ek kabuk ve kabuklar arasındaki tampon bölgenin derinliği doğal aydınlatmayı engellemektedir. Diğer yandan tampon bölge, gölgelendirme elemanları için korunaklı bir alan oluşturmakta, teknik tesisat yerleştirmek için kullanılabilmektedir.  Tampon bölge dış çevreyle bina arasında yeni bir iklim alanı oluşturan bir yalıtım tabakası olarak da düşünülebilir. Binanın kış aylarındaki ısıl performansı artar. Ancak yaz aylarında aşırı ısınma sorunu gözlenebilir. Bu sorunun giderilmesi için yenilenen binalarda mekanik havalandırma sisteminin kullanılması önerilmektedir.  Ek kabuk binada yoğuşma problemi oluşturabileceğinden uygulamada bununla ilgili önlem alınması gerekmektedir.

Malzeme ve enerji kullanımına etkisi: Bu strateji ile orjinal cephe büyük oranda korunmakta; dış çevre koşullarından mevcut cephe ile korunan ek kabukta teknik gereksinimler azaldığı için malzeme ihtiyacı da azalmaktadır. Ek kabuğun geri dönüşüm kapasitesi de oldukça yüksektir. Binadan ayrı bir konstrüksiyon oduğundan kolayca sökülüp kaldırılabilir. Ayrıca ek kabuk, cephenin ısı yalıtım düzeyini makul derecede iyileştirdiğinden, binanın ısıtılmasında kullanılan enerji miktarı da azalmaktadır.

Ekonomik etkisi: Ek kabuğu oluşturan paneller yüksek prefabrikasyon ürünü oldukları için yerinde yapım süresi azalmaktadır. Fakat yapım işleri iç mekanda sürdürüldüğünden yenileme süresince bina etkin olarak kullanılamaz. Ek kabuk, binanın ısıl performansını enerji ihtiyacını azaltacak düzeyde artırarak işletme maliyetlerini azaltır. Yine de cephenin işletme maliyetleri havalandırma konsepti tarafından belirlenmektedir [3]. Diğer yandan ek kabuk, bakım ve temizlik maliyetlerini artırmaktadır. İki kabuğun da açılarak cephenin iç mekandan tamamen kullanılır olmadığı durumlarda, cephenin dışına temizleme cihazı kurulması gerekmektedir.

2.4. Cephenin Dış Yüzeyine Yeni Katmanlar Eklenmesi
Bu strateji hızlı, kolay uygulanabilir ve cephede görülen temel problemlerin giderilmesi için güvenli bir yol sunmaktadır. Bu şekilde az bir yapım masrafıyla cephenin istenilen performans özelliklerinin artırılması mümkün olmaktadır. Ancak cephede ek katmanları taşıyacak, ankraj elemanlarının tesbit edilebileceği taşıyıcı ve düz bir duvar yüzeyi ya da bir iskelet sistem olması gerekmektedir. Ek katmanların hareket etmemesi ve konstrüksiyona girecek buhar riskini azaltmak amacıyla işlem yapılacak duvarın  düzgün yüzeyli olması önem taşımaktadır. Aynı zamanda binanın ve cephenin taşıyıcılık özellikleri dikkate alınarak eklenecek katmanların ağırlıkları belirlenmelidir.

Şekil 2.4 BASF Türk Dilovası, Kocaeli, Türkiye. Solda, binanın yenilemeden önceki hali; ortada, cepheye sprey 
poliüretan köpük ısı yalıtımı ve dış cephe kaplaması uygulanması; sağda, binanın yenilemeden sonraki hali [8], [9].

Mimari etkisi: Bu stratejide tasarım, kaplama malzemesinin rengi, dokusu ve formu ile sınırlıdır. Kullanılan kaplama elemanları sayesinde cephe şeklini belli oranda değiştirmek mümkün olmaktadır.  Binanın geometrisine bağlı olarak havalandırmalı kaplama sistemi alt konstrüksiyonu çok geniş bir tasarım imkanı sunar. Metal, cam, suni-doğaltaş ve kompozit malzemeler gibi çok değişik kaplama malzemeleri mevcuttur. Kaplama sistemi gelecekte yapılacak değişikliklere uyum sağlayacak tekil bileşenlerden oluşmaktadır.

Kullanıcı konforu ve fonksiyona olan etkisi: Cephenin dış yüzeyine katman ekleyerek ısı yalıtımını artırmak basit ve etkili bir yöntemdir. Bu stratejide masif duvarlar termal kütle olarak görev yaptığından binanın ısıl performansının artırılmasına katkıda bulunmaktadırlar. Yeni pencere ve gelişmiş camların beraber kullanımı ile de termal konfor kolayca artırılabilir. Dış cepheye yalıtım ya da kaplama katmanı eklenmesi, cephe derinliğinin artmasına ve içeriye giren gün ışığının azalmasına sebep olmaktadır. Aynı zamanda dış cepheye monte edilen storlar da genellikle pencere boyutlarını azaltmaktadır. Bu durum iç mekanın doğal aydınlanma seviyesini düşürmektedir. Yenilenmiş cephenin akustik performansı ise uygulanan stratejiyle geliştirilmiş olmasına rağmen yeni pencerelere bağlı olarak da değişmektedir. Diğer yandan, havalandırmalı bir kaplama sistemi çok farklı suni havalandırma sistemleri ile ilişkilendirilebilmektedir. Sistematik hazırlanmış bir altyapı sistemi, kaplama sisteminin içinde havalandırma kanalının geçebileceği yeterli boşluğun kalmasını sağlamaktadır.  

Malzeme ve enerji kullanımına etkisi: Bu sistem sadece gerekli minimum malzemeyi tüketmektedir. Ayrıca sistem hafiftir ve mevcut strüktürün bu kaplama sistemini taşımasından başka bir talebi yoktur. Diğer yandan sistem ekonomik ömrünün sonunda zayıf bir performansa sahiptir, çünkü katmanlar malzemelerine ayrılamaz. Aslında henüz kullanılmış yalıtım malzemesinin gelecekte nasıl işleneceği bilinmemektedir.Yenileme sayesinde binanın ısıl performansı artmakta, dolayısıyla iklimlendirme için gerekli olan enerji miktarı azalmaktadır.

Ekonomik etkisi: Bu sistem en iyi bilinen ve bir binanın ısıl performansını artıracak en ucuz çözümdür. Binanın ısıl performansı belirgin şekilde artığından, işletme maliyetlerinde düşüş görülür. Binaya müdahale en fazla ankraj elemanlarının cepheye tesbiti ile olmakta, bütün herşey dışarıdan yapılmaktadır. Bu da dışarıda iskele kurulması ihtiyacını doğurmakta ve ek maliyet getirmektedir. Cephenin bakım onarım maliyetlerinde belirgin bir artış görülmez. Bu sistem kısa aralıklarla (çevresel etkilere bağlı olarak yaklaşık 10 yılda bir) temizlenmeli ve boyalı cephe tekrar boyanmalıdır. Havalandırmalı cephenin bakımı ise basittir ve bitiş malzemesi ile detaylandırmaya göre değişmektedir.

2.5. Cephenin İç Yüzeyine Yeni Katmanlar Eklenmesi
Cephenin iç yüzeyine katman eklenerek yapılan yenilemeler, cephe algısının değiştirilmek istenmediği ya da kısa sürede ısıtmanın zaruri olduğu binalarda, binanın ısıl performansını artırmak için kullanılmaktadır. Cepheye eklenecek katmanın montaji için düzlemsel bir duvara ihtiyaç duyulur (Şekil 2.5). Bu strateji kullanılarak mevcut cepheye ek ısı yalıtımı ve yeni bir iç yüzey kazandırılmış olur. Fakat sağlanan ısı yalıtımı, cephe elemanlarında yoğuşma ve termal genleşme riski oluşturmaktadır.

Şekil 2.5 Camden, Kuzey Londra’da koruma alanında bulunan dolu tuğla duvarlı Viktorya tarzı binada 
cephe yenilemesi. Solda, binanın dıştan görünüşü; sağda, cephe duvarına iç yüzeyden uygulanan ısı yalıtımı [12]. 

Mimari etkisi: Bu strateji sayesinde bina, dış görünüş özellikleri değiştirilmeden korunabilmektedir. Bu nedenle kültürel değer taşıyan ve görünüşün değiştirilemeyeceği binalarda anıtsal koruma amaçlı uygulamalar için önerilmektedir. Bu durum yenilemede tasarım özgürlüğünü oldukça kısıtlamaktadır. Cephenin iç yüzeyinden bir yenileme gerçekleştiğinde bu genellikle beraberinde iç mekan yenilemelerini de getirmektedir. İç mekanda ise uygulamadan kaynaklı kullanılabilir alan kayıpları yaşanmaktadır. Ayrıca ek katmanla birlikte tüm cephe tek bir sistem olarak işlediğinden gelecekte ihtiyaç duyulabilecek yenilemeler kolay olmamaktadır. 

Kullanıcı konforu ve fonksiyona olan etkisi: Cephenin iç yüzeyinden yapılan yenilemeler cepheye ısı yalıtım katmanı eklenmesi şeklindedir. Eklenen ısı yalıtım katmanının verimliliği, kullanılan malzemeyle ilgili olmakla beraber binanın ısıl performansını belli oranda artırmaktadır. Ek katman cepheyi tamamen sarmadığı için ısı köprülerinin önüne geçmek zordur. İç mekandan yapılan bu yenilemede cephenin ısı depolama miktarı az, iç mekanın ısınma süresi kısadır. Bu strateji yoğuşma riskinin yüksek olduğu bir uygulamadır. Malzeme içinde suyun bulunması, o malzemenin ısıl iletkenliğinin artmasına sebep olduğundan, cephenin ısıl açıdan yeterliliğini devam ettirebilmesi için kesit içinde yoğuşma olmaması gerekmektedir. Uygulamada buhar kesici kullanılarak bu sorunun önüne geçilebilmektedir.  Bunun yanı sıra, cephenin duvar kesitinde yıl boyunca görülen sıcaklık farklarında da artış görülmektedir. Bu sebeple oluşan termal genleşme, cephenin birleşim noktalarında gerilime bağlı çatlaklar oluşturmaktadır [3]. Uygulamada  mevcut cephe katmanlarına müdahale edildiğinden, zehirli malzemelerin cepheden uzaklaştırılabilmesi kolaylaşmakta, strüktürel yangın güvenliği iyileştirilebilmektedir. 

Malzeme ve enerji kullanımına etkisi: Bu stratejinin uygulanmasında oldukça az malzeme kullanılmaktadır. Uygulama binanın taşıyıcı sistemine kayda değer bir yük getirmez. Sistemde oluşan ısı köprüleri nedeniyle ek katmanın yalıtım kapasitesi çok yüksek olmamaktadır. Bu durum binanın enerji tüketimini belli miktarda azaltmasına rağmen, binanın  yüksek enerji performansı göstermesi için ek tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Ekonomik etkisi:  Stratejinin malzeme ve uygulama maliyeti oldukça düşüktür. Yalıtım katmanı binanın ısıl performansını artırdığından işletme maliyetlerinde de düşüş görülecektir. Uygulamanın iç mekanda kullanılabilir alanı azaltması ve yapım süreci boyunca binanın kullanımını etkilemesi ekonomik anlamda sorun oluşturmaktadır.

3. Sonuç ve Değerlendirme
Sürekli gelişen ve değişen teknoloji yapım sistemlerini olduğu gibi bu sistemlerin yenilenmesinde kullanılabilecek teknikleri de geliştirmekte ve çeşitlendirmektedir. Yenileme tekniklerinin cephe sistemine müdahale durumlarına ve müdahalenin uygulanacağı cephe düzlemine bağlı olarak çeşitli yenileme stratejileri oluşmaktadır. Bu çalışmada binaların cephe yenilemelerinde kullanılan temel stratejiler, potansiyelleri ve kısıtlamaları bağlamında değerlendirilmiş ve Tablo 3.1’de gösterilen sonuçlar elde edilmiştir. 
Temel cephe yenileme stratejilerin değerlendirilmesi ortaya konularak tasarımcıların yenileme projelerini hazırlarken, erken tasarım evresinde, aldıkları kararların etkilerini öngörebilmeleri amaçlanmıştır. Ancak bu bilgiler genel değerlendirme niteliğindedir. Çünkü yenileme kapsamında ele alınacak her bina; mevcut strüktürünün durumu, yeri, yönlendiriliş durumu, boyutları ve biçim faktörü, diğer binalara göre konumu, amaçlanan kullanımı ile cephe sisteminin optik, termofiziksel ve kuruluş özellikleri açısından farklı niteliklere sahiptir. Her binanın bu niteliklere bağlı avantaj ve dezavantajları bulunmakta, yenileme stratejisinin uygulanabilirliği ve verimliliği bunlardan etkilenmektedir.  Bu nedenle tüm binalarda olumlu sonuç verecek tek bir strateji belirlemek mümkün değildir. Yenileme çalışmalarına başlanmadan önce bu yönlendirici ölçütlerle ilgili bilgi toplamak ve bu bilgileri iyi analiz etmek gerekmektedir.
Yenileme stratejisinin seçiminde, binanın konumu ve mevcut durumu kadar kullanıcıların beklentileri, projenin bütçesi ve binanın öngörülen kullanım ömrü de belirleyici olmaktadır. Seçilen strateji, yapılabilirlik, ekonomik fizibilite, enerji korunumu ve kullanıcı ihtiyaçlarına cevap verme potansiyeline göre değerlendirilmelidir. Seçilecek yenileme stratejisinin, işletme ve yenileme giderleri düşünüldüğünde,  makul harcamalarla modern bir bina oluşturması gerekmektedir.

Tablo 3.1. Cephe yenilemelerinde kullanılan temel stratejilerin değerlendirilmesi

Kaynaklar
[1] http://www.canadianarchitect.com/asf/enclosure_durability/durability_implications/durability_implications.htm
[2] http://www.buildings.com/article-details/articleid/9024/title/maintainingfacade-envelope-integrity.aspx
[3] Ebbert, T., 2010. Re-Face: Refurbishment Strategies for the Technical Improvement of Office Façades. Doktora Tezi, Delft University of Technology, Building Technology Department.
[4] Konstantinou, T. ve Knaack, U., 2011. Refurbishment Of Residential Buildings: A Design Approach To Energy-Efficiency Upgrades. 2011 International 
Conference on Green Buildings and Sustainable Cities, Procedia Engineering 21, 666 – 675
[5]Remøy, H.T. ve Wilkinson S. J., 2012. Office Building Conversion And Sustainable Adaptation: A Comparative Study. Property Management, Vol. 30 No. 3, Emerald Group Publishing Limited, s:218-231
[6] Vance,  E., 2013. Development of a Design-Phase Assessment Tool for Double Façades in Retrofit Applications. Master of Applied Science in Civil Engineering, University of Waterloo, Waterloo, Ontario, Kanada
[7] Schollglas, 2006. Für Die Zukunft Gerüstet, Sanierung Der BMW-Zentrale Mit Sonnenschutzisolierverglaung Von Schollglas. Glasforum 12/2006, s:2-4 http://www.schollglas.com/statik/PRESSE+REFERENZEN/332/downloads/BMW_glasforum%2012-2006.pdf
[8]  wp-content/uploads/2012/01/BASF_A55_Leaflet.pdf
[9]http://www.energyefficiency.basf.com/ecp1/EnergyEfficiency/en/function/conversions:/publish/content/show_houses/PDFs/121206_Reference_Dilovasi_Turkey_EN_FINAL.pdf
[10]http://greenbuildingbrain.org/buildings/william_farrell_building_revitalization_for_telus
[11] Zerofootprint, 2011.Re-Skinning Old Towers.  www.architectureweek.com
[12] Holmes, M.,2009. Internal Wall Insulation. Home Building and Renovating, Sayı: Mayıs 2009, http://www.homebuilding.co.uk/advice/key-choices/structural/internal-wall-insulation

Geri