E-dergi
e-dergi
Bir Mimar; ve Cephe

Mimar Bahadır Kul

Kurucusu olduğu BKA/Bahadır Kul Architects ile son yıllarda Kayseri Şehir Stadyumu, Konya Şehir Stadyumu, Kayseri Şehirlerarası Otobüs Terminali, Kadir Has Kongre ve Spor Merkezi, Nevşehir Şehirlerarası Otobüs Terminali gibi büyük projelere imza atan Mimar Bahadır Kul;

"Kentlerde fonksiyonlar, çizgiler, gereksinimler ve beklentiler hızla değişiyor. Bu değişime binaların da ayak uydurması gerekiyor. Biz de bu kapsamda beklentileri karşılayacak "değişebilen" cephe kabukları oluşturmayı amaçlıyoruz. Otomasyonla farklılaşabilen, güneş kontrolünün sağlanabildiği, farklı cephe görme arzularının tatmin edildiği bir yapılaşmaya doğru gidiyoruz" diyor...

Ocak-Şubat 2015 / Sayı: 54


Çatı&Cephe: Cephe, çatı ya da kabuk sizin için ne ifade ediyor? Tasarım aşamasında yönelimleriniz ve öncelikleriniz ne oluyor?

Bahadır Kul: 14 yıllık mimarlık serüvenimizde tasarladığımız yapılar çoğunlukla kamusal, dolayısıyla ölçekleri gereği mega yapılar oldular. Mega yapılarda da çatı ve cephe, tasarımların çok belirleyici bir yanını oluşturur... Bizim için kabuk, yapının tamamı sayılabilecek nitelikte ve çok değerlidir. Örneğin bir stadyum yapısında yapı, ağırlıklı olarak çatı ve kabuktan oluşur. Bu süreçte yaptığımız her tasarımda kabuğun yapıya ve kente katkılarını araştırır ve yapının uzun ömürlülüğünü, doğa ve çevresiyle olan barışıklığını göz önüne alırız. Ayrıca kolay uygulanabilirliği de gözetiriz. Çünkü bir stadyum yapısı için Avrupa’da 3-4 yıl zamanınız varken Türkiye’de bu süreç çok daha kısa olmak zorunda. Dolayısıyla yapının çok daha hızlı bitirilebilmesi için buna imkan sağlayacak malzemeleri kullanmamız gerekir. 
Bir yapının insanlara hissettirdiği ilk hissi, yapı yüzeyi verir. Yaptığımız birçok tasarımda çatıyı cepheden ayırmıyoruz. Çatıdan başlayan ve cephede devam eden kabuk tasarımlarımızda, bu tasarımı sonuçlandıracak malzemelerle kabuklar tasarlamaya çalışıyoruz. Mega binalar, geniş yüzeylere sahip ve bu binalarda geniş açıklıklar söz konusudur. Bu geniş açıklıklarda düzgün duracak ve bu yüzeylerde neredeyse tek parça hissi de verebileceğimiz malzemelere yöneliyoruz. Son dönemlerde membran da kullanmaya başladık. Bunun bir örneği de Mersin Stadyumu oldu. Bütün bunlarda bizim tasarımsal çıkış noktamızı tanımlaması için estetik kaygılarla yola çıkılıyor ama bir yandan da topluma, ekonomiye olan katkısıyla irdelediğimizde yapının uzun ömürlülüğü, ekolojik oluşu da önem kazanıyor. Dolayısıyla bir noktadan sonra enerji üretebilen kabuklar tasarlamaya yöneldik. Birçok yapımızda, yapı kabuğunu bu anlamda kullanmayı denediğimiz ve başardığımız tasarımlar oldu. Sivas Stadyumu’nda yapı kabuğunu aynı zamanda güneş panelleriyle kombine ederek enerji üretmeye çalıştık. Daka Anadolu Kalkınma Ajansı’nın kabuk tasarımında, bir ofis binası olmasına rağmen çatı ve kabuk yüzeylerini ‘‘bir”miş gibi göstererek, bunu da çatı üzerinde güneş panelleri kullanarak başardık. Yani kabuk, tasarımımızın çok şeyini ifade ediyor. 

Sivas Stadyumu (üstte)
Mersin Stadyumu (ortada)
Kayseri Buz Pisti (altta)

Çatı&Cephe: Anladığımız kadarıyla sürdürülebilir çözümlere odaklanıyorsunuz... Sivas Stadyumu da bunlardan birisi... Orada neler yapılıyor?
Bahadır Kul: Sivas Stadyumu ısıtma ve soğutma giderlerini, bakım maliyetlerini azaltmak ve yapının kendine yetebilmesi adına ekolojik çözümler barındıran bir yapı oluyor. Bu sadece yapı kabuğunun güneş panelleriyle enerji üretmesinin dışında, cephenin tasarlanışını da kapsıyor. Ayrıca Sivas Stadyumu’nda su kontrolü de yüksek düzeylerde yapılıyor. 
Soğuk/kuru iklim bölgesinde yer alan Sivas, kış aylarını yoğun kar yağışı altında sert kuzey rüzgarları ile geçiriyor. Sivas Arena’nın tasarım kararlarında bu parametre ön plana çıktı. Buna göre stadyum, enerji verimliliği yüksek pasif iklimlendirme önlemleri, aktif enerji üretim sistemleri, yağmur suyu hasadı ve gri su döngüsü gözönünde bulundurularak tasarlandı. Akademik araştırmalara göre soğuk iklim bölgesinde bina kabuğunun kompakt ve içe dönük olması, soğuk rüzgârlara karşı kuzeyde tampon bölge oluşturulması, iklimlendirme maliyetlerinin azaltılması yönünden oldukça avantajlı. Sivas Arena’da kuzey cephe çift cidarlı tasarlandı. İç kabukta hava ile ısı yalıtımı sağlayacak bir alan yaratıldı. Kuzeydeki alan, güney cepheye doğru yaptığı sarmal hareket ile doğal hava akışlarına izin verecek şekilde organize edildi. Buna göre bu çift cidarlı sistem, kuzey rüzgarlarına kalkan oluştururken, güneyden gelen sıcak hava akımlarının stadyum içine alınmasına izin veriyor. Bu yaklaşım, bina ısıtma ve havalandırma eylemleri için harcanan enerji miktarını önemli ölçüde azaltacak.

Daka Anadolu Kalkınma Ajansı (üstte)
Sivas Stadyumu (altta)

Çatı&Cephe: Kabuğu, estetik veya yapım tekniği açısından sizin için özel olan yapılarınız hangileri?

Bahadır Kul: Kayseri Buz Pisti’ni çok beğeniyoruz. Bizim için çok ayrı bir deneyimdi. Cephede birçok bileşen var. Cam yüzeyler, alüminyum, taş ve Corian malzemenin kullanıldığı bir yapı oldu. Corian’ı doğru yerde kullanmanız gerekiyor. Çok fazla güneş ışığına maruz kalan yerde kullanamıyorsunuz. Bu nedenle yapıda Corian’ı giriş kolonlarındaki kaplamalarda ve içeride kullandık. Ama güneşi doğrudan alan cephe yüzeylerinde bu malzemeye çok yakın olan ve ayırt edemediğiniz yapay taş malzeme tercih ettik. Buz Pisti’nin yan yüzeylerinde, tasarım konsepti gereği çocukların düş dünyalarına hitap etmesi ve onların mutluluğunu pekiştirmesi adına renkli, lamine cam yüzeyler tercih edildi. Yalın bir yapı kabuğu oldu. Beyaz bir malzemenin yapıda kullanılması dolayısıyla en ufak işçilik hatası göze batabilirdi ama gayet başarılı bir cephe ortaya çıktı.  
Konya Stadyumu da bizim için çok ayrı bir deneyimdi. Büyük ölçekte olan yapı kabuğunu üçgen parçalardan oluşturmak ve bunu da kusursuz bir imalata dönüştürmek zor bir deneyim yaşattı bize. Burada yine PVC membran kullanıldı. İlk defa böyle bir şey denendiği için nokta detaylarının yapıya özel çözümlenmiş olması önemliydi. Sadece bileşim noktalarının çeliğin membran ile birleşimi, su sızdırmazlığının ötesinde her bir çizginin içindeki ışık oyunlarının da aynı zamanda aplikasyonunun sağlanmış olması, kompakt detay çözümlemesini beraberinde getirdi. Yapıya özel detay silsilesi ortaya çıktı. Bu deneyimleri yaşamak bizim için bir ilkti ve çok güzeldi. 
Diğer taraftan Irak’ta bulunan Al Sunbula Stadyumu’nu da çok beğeniyoruz. O yapı kabuğu konsepti de yörede beğeni aldı. Bölgedeki pirinç üretimiyle gelen sümbül söz konusuydu. Bu sümbülü yapı kabuğunda görme arzumuzu yerine getirirken, yaşadığımız deneyim bizim için heyecanlıydı. Burada da yine alüminyum mesh malzemelerden oluşturduğumuz çözüm kullandık. Hem mesh tekniği hem oluşturduğumuz çelik konstrüktürde yapıya özel çözümleme gerektirdi. Bu da bizim için iyi bir deneyim oldu.


Çatı&Cephe: Cephe ve çatı sektöründen, uygulamalardan ve malzemelerden memnun musunuz? 

Bahadır Kul: Bizim misyonumuz ve vizyonumuz gereği bütün yapılarımızda sürdürülebilirliği çok önemsiyoruz. Uzun ömürlü, ekonomik yapılar yapmaya, minimum maliyetle maksimum fayda sağlayacak tasarımlar yaratmaya çalışıyoruz. Yapı sektörünün bu çözümlere ayak uydurması, malzemeler geliştirmesi ve birkaç adım önde olması gerekiyor. Avrupa’da üretilen malzeme Türkiye’de üretildiğinde daha ekonomik çözümler çıkıyor ve kullanımı artmaya başlıyor. Ülke olarak her türlü kaynağı verimli kullanmaya çalışmalıyız.
En büyük sorunumuz işçilik. Göze batan işçilik hataları oluyor. Bu da kalifiye elemanların olmayışı, varsa bile sayısının azlığından kaynaklanıyor. Bu sorunu aşsak bile bir başka sorun olan işverenden kaynaklanan zaman kısıtlamalarıyla karşılaşıyoruz. Örneğin, Kayseri Stadyumu’nun çok kısa sürede bitmesi ve açılması söz konusuydu. Yapı kabuğunun bitirilmesi de kış aylarına denk gelmişti. Mega bir yapının cephe kabuğunu yapma teknikleri gereği dağcı kıyafetleri kullanarak halatlarla imal edilen bir sistemdi. Sıcaklığın eksi 10-15 derecelerde seyrettiği bir dönemde cephe yapıldı. Uygulama yapanlar her ne kadar soğuktan etkilenmeyip doğru iş yapmaya gayret etse de malzemenin konforlu yapılma aralığı o sıcaklık değerleri olmadığı ve kış şartlarındaki genleşmelerle inşa edildiği için o an hata gözükmüyor olsa bile ağustos ayında yapı kabuğu güneşle birlikte ısınıp genleştiğinde tüm hatalar ortaya çıktı. Dolayısıyla doğru zamanda, doğru işçilik, doğru imalat süreci ve o hassasiyet gerekiyor. Bütün bunlar malzemenin kalitesinden başlayan zincirin halkaları. 

Konya Stadyumu (üstte)
Al Sunbula Stadyumu (altta)

Çatı&Cephe: Sektörden beklentileriniz neler?

Bahadır Kul: Avrupa’da kullanılan birçok malzeme hala ülkemizde kullanılamıyor. Bunun nedeni ise malzemelerin nitelikli olmasından dolayı maliyetli oluşları. Diğer taraftan bu imalatları gerçekleştirecek teknik ekiplerin olmaması ve bu anlamda firmaların çaba sarf etmemesi önemli bir sorun. Firmaların kendilerinde var olan malzemeleri, standartlara ulaştırma çabalarının olmaması, mimarlarla olan uyumlarının çok doğru ilerlememesi, gerek detay çözümlemeleri gerekse uygulama anında teknik destek vermedeki noksanlıkları problemler oluşturabiliyor. Bu bir ekip işi. Firmalardaki bilgi birikimi ve detay çözümlemeleri mimarlar için çok büyük önem arz ediyor. Bu bilgi birikiminin doğru zamanda ve fazlaca bizimle paylaşılması gerekiyor. En büyük problemimiz, bizim sorunlarımızı önceden deneyimleyip, bunlara çözümler üretmiyor oluşları. Bunların tam aksi şekilde ilerleyip, daha çok çaba harcayarak daha çözümsel yaklaşmaları gerektiğinin altını çiziyorum. Ayrıca ülkemizde, malzemenin ekonomik duruşu çok önemli bir sorun. Bu malzemelerin ülkemizde üretiliyor olması belki bu problemleri ortadan kaldıracak. Örneğin Avrupa’da üretilen malzemelere 8-10 haftada ulaşabiliyoruz. Oysa bizim bu kadar yapı imalat sürelerimiz yok. Dolayısıyla o malzemeye ulaşamıyoruz veya malzemeyi değiştirmek zorunda kalıyoruz. 
Bununla beraber mimarlarla uyumlu ve katma değer oluşturan, vizyonu olan çok sayıda firma da var. Yeni bir şey üretmeye ve önerdiğimizi atölyelerinde çalışan firmalar bizim için önemli. Dolayısıyla doğru firma, hızlı çözüm, doğru sonuç, mutlu son anlamına geliyor. 

Çatı&Cephe: Metal malzemeleri de seviyorsunuz... Metal dışında cephede ne tür malzemeler tercih ediyorsunuz?

Bahadır Kul: Büyük açıklıkları metalle geçebiliyoruz. Mesela Kapadokya Terminali’nde bir taş malzemeyle kaplayabilecek yükseklik ve boyutlar vardı, buna elverişliydi. Taşı da çok seviyorum, çünkü çok uzun ömürlü bir malzeme. Alüminyum malzemenin bile 40-50 yıl sonra bozulacağı kesin. Taş malzemede ise böyle bir sorun yok. Geleceğe bırakılabilecek eserler ancak böyle malzemelerle yaratılabiliyor. En büyük sorunumuz da zaten bu. Örneğin eskiden tuğla, briket kullanılır ve bunlar belli bir süre sonra dağılıp yok olabilirlerdi. Ama şimdi çok daha uzun ömürlü malzemeler yapılmaya başlandı. Bu anlamda cephe firmaları da yeni malzeme üretiyorlar. Tabi geniş açıklıklı binalar yaptığımız için bu tarz firmalarla yoğunlukla görüşüyoruz. Membran firmalarının geliştirdiği bütün malzemeler artık daha uzun ömürlü olmaya başladı. 

Çatı&Cephe: Sizce geleceğin cepheleri nasıl olacak?

Bahadır Kul: Artık kentlerde yapılarımız çok değişken ve hayat çok hızlı deviniyor. Fonksiyonlar, şehirlerin çizgileri, gereksinimler ve beklentiler değişiyor. Bu değişime binaların ayak uydurması gerekiyor. Bu köklü bir değişim. Bundan sonra yapacağımız yapılarda, yapı kabuğunda tüm beklentileri karşılayacak şekilde değişebilen cephe kabukları oluşturmayı amaçlıyoruz. Otomasyonla değişebilen, güneş kontrolünün sağlanabildiği, yapıda farklı cephe görme arzularının tatmin olduğu bir yapılaşma olmalı. Örneğin siz konutunuzdan taşınacaksınız, yapı kabuğunuzla beraber kapsülün alınıp başka bir yere taşındığı yapı çözümlerinin gerçekleştiği bir gelecek var. Şu an yavaş yavaş bunlar ortaya çıkıyor. Bu çok daha büyük ölçekte gerçekleşmeye başlayacak. Bence bu gezegenin korunması için de şart. Doğayı kirletmemek için kentlerin kalıcı değil, geçici inşa edilmesi gerekiyor. Çünkü gezegeni yok ediyoruz. Bu göçebelikte de vardı, insan bir yeri yıpratmaya başladığını hissediyorsa başka bir yere geçiyordu. Çünkü doğa, kesinlikle kendini tazeler.

Geri