E-dergi
e-dergi

Panel

Sandviç Panelde Dünya Markası Çıkarabilme / İlk Adımlar...

Cihan KALAY / Mimar
cihankalay@gmail.com
www.cihankalay.com


Merhaba,

Sandviç panel firması sahipleri ve üst düzey yöneticileri için yazmaya devam ediyorum. Bu yazıyı, Çatı ve Cephe’nin 2016 yılı içinde çıkan sayılarında bulunan diğer yazılarımla birlikte okumanızı öneririm. Amacım, Türkiye’den dünya markaları çıkabilmesine yardımcı olmaktır. Yazımın başlığı Sandviç Panel olsa da aslında bu yazı, tüm inşaat malzemesi üreticileri için de geçerli olduğundan, onların da okumalarını öneririm.
Yurdumuzda bulunan sandviç panel firmalarına bakacak olursak, birbirinden çok farklı yirmi civarında firma görürüz. İrili ufaklı bu firmalar içinde otuzlu yaşlarında olanlar da var, yola yeni çıkmış ve hatta yola çıkmak üzere olanlar da... Bu sayfadaki sözlerim bu firmaların sahiplerinin hepsine... Lütfen bu sayfada bulunan önerileri önemseyin ve en azından okuduktan sonra bahsedilenler hakkında zaman ayırın ve düşünün.
Mevcut panel hatlarımızın toplam üretim kapasitesi, toplam panel satışının iki katından fazla. Bu, satışın kıran kırana bir rekabet içinde gerçekleştiğini gösteriyor. Günlerini, aylarını, yıllarını bu toz duman içinde geçiren firma sahiplerine, kolayca anlayıp adapte olamayacaklarını bile bile diyorum ki, “Sakin olun ve nasıl dünya markası olabileceğinizi düşünün”.

İnanıyorum ki sandviç panel üreticisi olmak, bir Türk firmasını dünya markası olmaya götürebilecek sayısı azalmakta olan yollardan (şimdilik açık olan) birisidir. Sandviç panelde “dünya markası” olmak, firmanın geleceği bir aşamayı anlatıyor. Bu aşama, yılda 20 milyon metrekare satış ve minimum 300 milyon dolarlık ciro anlamına gelir.

Çok açık ki, bu satış rakamlarını yurtiçinde yakalama olanağı yoktur. Dünya markası olabilmenin yolunun yurtdışı satışı önemsemekten geçtiği açıktır. Firmalarımızın sahipleri, dünya markası olmak veya olmamak konusunda oturup karar vermek zorundadırlar. Firmalarımızın içinde yurtdışı satışı önemsemiş, yurtdışında kilometre yapmış ve hatta yabancı bir ülkede panel hattı kurmuş, tecrübeli firmalar da, yurtdışı satışa henüz bakamamış firmalar da vardır. Firmalarımızın sahip olduğu bu tecrübe doğal olarak çok önemli, fakat yurtdışı tecrübesi az olan veya üretime yeni başlayacaklar konuyu gözlerinde büyütmesinler, isterlerse en fazla iki veya üç yıl içinde tecrübeli olarak gördükleri firmaların seviyesine gelebileceklerine inanıyorum. Önemli olan dünya markası olma konusunda verilecek karardır. Bu kararı alabilmek, “dünya markası olacağım” diyebilmek, sizi tahmin etmeyeceğiniz bir farklı boyuta taşıyacaktır. Firmasının büyümesini, daha büyük ciro yapmasını, çok para kazanmayı herkes ister ama bir panelci için dünya markası olma kararı almak ve hedefe ulaşmak için odaklanmak ve atacağı adımları planlamaya çalışmak çok başkadır.

Karar sonrası ilk adım bilgilenmedir. Avrupa’da dünya markası seviyesine gelmiş birkaç İtalyan, Alman ve İngiliz firması vardır. İnanıyorum ki, panel firmalarımızın büyük çoğunluğunun yetkilileri, bu firmaları yakından tanıyorlardır ve değişik ülkelerde gerçekleşen sektörel fuarları gezerek veya değişik yollarla oldukça detaylı bilgi edinmişlerdir.

Dünya markası olma kararı almış firma için önemli olan bilgi, yakın gelecekte kendisine rakip olacak bu dünya markası firmaların hangi ülkelerde satış yaptığını, değişik ülkelere nasıl giriş yaptığını ve bu değişik ülkelerde nasıl bir düzen kurduğunu anlamaya çalışmaktır. Bu bilgilenme aşamasında yeterli kilometreyi yaptıktan sonra, dünya markası olabilmek için atılacak adımları belirleme aşaması gelecektir. Bu aşamada firmalarımıza, çok önemli olduğuna inandığım bir öneride bulunmak istiyorum; satış için gireceğiniz her ülkede öyle bir düzen kurunuz ki, o ülkenin vatandaşları, yetkilileri firmanızı kendi ülkelerinin firması olarak hissetsinler. Bunu gerçekleştirebilmek için sizin de kendinizi o ülke firması gibi hissetmeniz gerektiğini sanırım söylememe gerek yoktur.

Ekonomik krizler, siyasi çalkantılar, hükümetine ve hatta devletine güven duyamama, yurtiçinde ve yurtdışında desteklenmeme, yalnız bırakılma gibi sebepler doğal olarak firmalarımızın yurtdışına yeterli ilgiyi göstermesini engellemektedir. “Burada, yurdumda başıma bunlar geliyor, bir de yurtdışında bilmediğim ülkelerde olsam başıma kim bilir neler gelebilir” düşüncesi, firmalarımızın yurtdışına açılmasına engel olan sebeplerdendir.
Dünya markası olabilmiş firmalar öyle bir rahatlık içindedirler ki, dünyanın herhangi bir yerinde olabilecek bir karışıklık (doğdukları ülkede bile olsa) onları fazla etkileyemiyor. Her türlü kriz ve çalkantı onlar için büyük olasılıkla yeni fırsatlara dönüşebiliyor. Önemli olduğuna inandığım bir diğer bilgi de, batıya veya kuzeye doğru gidecek olursak, karşımıza çıkacak hiçbir hükümet ve devletin bizdeki kadar dış ticareti engellemediğini, bizim kavramakta zorluk çekeceğimiz kadar destekleneceğimizi göreceğimizdir. Umarım bu desteklenebilme ortamlarını yaşarız ve panel dünyamızdan birkaç dünya markası çıkarabiliriz.

***

Bu sayfanın sonuna yaklaşırken PANELDER’in öneminden bahsetmek istiyorum. Basından takip edebildiğim kadarıyla PANELDER’de çok olumlu adımlar atılıyor. Uzun yıllar içinde panelcilerin biraraya gelmesini yaşayamamış bir kişi olarak PANELDER’i kuranları yeniden kutlarken, yaşanan aşamaları heyecanlanarak izlediğimi belirtmek isterim. PANELDER yöneticilerinden bir küçük ricam olacak; PANELDER, tüm panel üreticilerine kucak açabilsin, birkaç panel firmasına hizmet eden bir kurum olarak kalmasın. Temennim, PANELDER’in, sektörde aslında var olan büyüme potansiyelinin bir an önce gerçekleşmesine olumlu katkı vermesidir.   

Başarı dileklerimle...


Geri
share on twitter share on facebook