E-dergi
e-dergi

Makale

PV Sistemlerin Gölgeleme Elemanı Olarak Kullanımının Ofis Binası Örneğinde Değerlendirilmesi

A. Umur Göksu - MİMAR
Prof. Dr. Gülay Zorer Gedik
YTÜ Mimarlık Fakültesi

1. GİRİŞ

Enerji sorunu, yakın geçmişten günümüze taşınan, gelecek için de önem taşıyan bir konudur. Tüm dünyanın enerjiye olan bağımlılığına karşın geleneksel olarak kullanmakta olduğumuz fosil yakıt rezervleri tükenme sınırına yaklaşmaktadır. Fosil yakıtlar enerji üretimi için kullanıldığında çevreye zararlı yan ürünler çıkmaktadır ve bu durum çevre kirliliğine neden olmaktadır. Bu bağlamda tükenme riski bulunmayan, kimsenin tekelinde olmayan ve çevreye zararlı etkilerinin neredeyse olmadığı yenilenebilir enerji kaynaklarından “Güneş” ön plana çıkmaktadır. Binaların yaşam döngüleri boyunca çevre ile barışık olabilmeleri için “Pasif Yapı” kriterlerine uygun tasarlanmaları, bunun yanında etken ve yenilenebilir enerji sistemleri ile donatılmaları beklenmektedir. Bu sayede yapı, yaşamı boyunca pasif şekilde enerji yüklerini düşürerek enerji talebini azaltacak, ayrıca yenilenebilir ve etken sistemleri, enerji ihtiyacını gidermede kullanabilecektir. Sonuçta konvansiyonel enerji talepleri düşürülebilecektir.
Fotovoltaik panellerin dünyada, bilhassa Avrupa’da kullanımı Türkiye’den önce başlamıştır. Günümüzde PV ve diğer etken sistemlerin kullanımı, Avrupa’da rutinleşmiş ve yönetmeliklerde yerini almıştır. Avrupa Birliği, binalarda enerji performansı direktifi (EPBD recast) ile etken sistemlerin yapılarda kullanımını içeren kapsamlı bir çalışma yayımlamıştır. Ülkemizde yenilenebilir enerji kaynaklarından olan PV’lerden yararlanma, yakın zamanda önem kazanmaya başlamıştır ve üretilen çalışmalar daha sınırlıdır. Literatürde PV’lerin yapı tasarım ögesi olarak kullanılabileceği alanlardan birinin “gölgeleme elemanı” olduğu belirtilirken, bu konudaki çalışma boşluğuna dikkat çekilmektedir [1]. Ülkenin ekonomik durumuna göre maliyetin kazandığı anlam ve coğrafik koordinatlara ve farklı iklim bölgelerine göre güneş etken sistem çalışmalarının anlamları değişebildiğinden, konuyla ilgili çalışmaların yerelliği önem kazanmaktadır.
Konuyla ilgili yapılan çalışmalar yerel kaynaklarda, PV kullanımının binanın enerji performansına etkisi, PV’lerin yapı kabuğuyla bütünleştirilmesi, PV’lerin binada tasarım elemanı olarak kullanılması, PV’lerin binanın sürdürülebilirliği bağlamındaki yeri gibi çalışmalara konu olmuştur. Gölgeleme elemanlarının kendi başlıklarında ele alındığı çalışmalar vardır. Dünyada ise, gölgeleme elemanlarının termal performansa etkisi, gölgeleme elemanı tasarım ilkeleri, gölgeleme elemanı olarak PV’lerin verimlilik ilkeleri gibi çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışma ise PV ve gölgeleme elemanının bütünleşik tasarımını ele alan ve yapının enerji performansındaki payına örnekleme yoluyla dikkat çeken ve Türkiye şartlarında değerlendirilen bir çalışmadır [2], [3], [4], [5], [6].
Kapsamı sınırlı tutulmuş bu çalışmanın amacı, iklimle dengeli tasarım parametrelerine uygun tasarlanmış bir yapıda, PV sistem uygulanan gölgeleme elemanlarının, yapının enerji performansına etkisinin belirlenmesi, sistemin enerji etkinliğinin değerlendirilmesidir. Yapı tasarımıyla bütünleşik PV’li gölgeleme elemanı uygulamasıyla, yapının enerji yüklerinin etken ve edilgen yöntemlerle azaltılmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Bu amaca uygun olarak çalışmada bir yaklaşım geliştirilmiş ve yaklaşımın uygulama örneği olarak ofis yapıları seçilmiştir.

2. GÖLGELEME ELEMANLARININ PV SİSTEMLERLE BÜTÜNLEŞİK TASARIMI
Gerek bir gölgeleme elemanı, gerekse bir fotovoltaik şeklinde çalışacak olan sistemin boyutlandırılmasında, her iki amacın dikkate alınması gerekmektedir. Bir fotovoltaik modülün enerji performansını etkileyen etmenlere dikkat edilmelidir. Gölgeleme elemanı veya PV işlevlerinden birine öncelik verilmesinin yerine, her iki sistem gereksinimlerinin ortak bir şekilde çözümüne ulaşılmalıdır. Yaz döneminde güneşten korunmanın yanında, aynı yapı kabuğu elemanının enerji üreterek yapının şebekeden aldığı enerji miktarını düşürmede katkısı olsun istenmiştir.

2.1. Yatay Gölgeleme Elemanları
Çalışmanın sınırlandırılması açısından güney cephesiyle beraber bu cephede etkili olan yatay gölgeleme elemanlarının kullanılmasına karar verilmiştir. Gölgeleme elemanı açısından güney cephesi ve güneş ışınım ilişkisi, korunmanın istendiği dönem ve konum dikkate alınarak tasarım yapılmasını gerekli kılmaktadır.
Güneş ışınımları tam güney konumundayken, o gün içinde dike en yakın açıyla gelir ve bu nedenle güney cephesinde yatay gölgeleme elemanı etkili olur. Gölge eğrileri yöntemi, yapı kabuğundaki bir gölgeleme elemanının, istenen tarih aralığında güneşten korunma sağlayacak şekilde tasarlanması için bir yöntem olarak [7] bu çalışma kapsamında tercih edilmiştir.
Yapı kabuğunun bir parçası olarak gölgeleme elemanları, yapı cephesindeki saydam yüzeylere gelen güneş ışınımlarını denetim altına alarak güneşten korunmayı sağlar. Bir gölgeleme elemanının çalışma ilkesi, yapı kabuğunun saydam yüzeyine gelen güneş ışınımının doğrultusuna dik konumda engel oluşturarak, yapı içine güneşin girmesini engellemektir. Engel olarak gölgeleme elemanı ve korunulacak olan güneş ışınımı ele alındığında, güneş ışınımının hangi doğrultudan geldiğinin saptanması gereklidir. Güneş ışınımlarının doğrultusu gün boyunca ve yıl boyunca değiştiğinden, korunma istenilen döneme karar verilip, belli bir dönemde korunmayı sağlayan gölgeleme elemanı tasarlanır. Korunma istenen dönem için karakteristik gün ve saat seçilerek tüm dönemde korunmayı sağlayacak sınır durum açısından boyut ve açıya karar verilir.
Güney cephesi ve enerji potansiyeli, pasif yapı tasarım ilkeleri açısından çok uygun bir cephedir. Isıtmanın istenmediği yaz aylarında güney cephesindeki saydam yüzeyler üzerinde oluşturduğumuz bir saçak (yatay gölgeleme elemanı), yapıyı dike yakın gelen güneş ışınımlarının ısıtıcı etkilerinden koruyacaktır.
Kışın ısıtmanın istendiği dönemde ise yataya yakın açıyla gelen güneş ışınımları saçağa takılmadan yapının içine ulaşabilir. Yapıda hiçbir aktif sistem elemanı kullanılmadan sadece yapı kabuğundaki pasif denetim elemanı ile enerji kazancı sağlanmış olmaktadır.

2.2. PV Sistemlerde Performans
Fotovoltaik teknolojisi, güneş enerjisinden elektrik enerjisi üretmeyi sağlayan bir sistemdir. Teknolojinin kaynağında yarı iletken malzemenin uçlarında oluşan elektrik geriliminden elektrik enerjisi elde edilmesi yatar [8]. Gerilimin oluşmasını sağlayan da güneş enerjisidir. PV sistemin temelini oluşturan PV hücreler, elektrik enerjisinin üretildiği en küçük birimdir. PV hücrelerinin üretildiği malzemelere göre farklı performans özelliklerinde PV modüller ortaya çıkar. Bir PV sistem oluşturulması için ana bileşen PV modüldür. PV sistemler, PV modüllerin yanında denge bileşenleri ile tamamlanmaktadır. Her zaman hepsinin birlikte kullanılması zorunlu olmayan denge bileşenleri: “Taşıyıcı Sistem”, “Güç Düzenleme Sistemleri”, “Saklama Sistemi”, “Bağlantı Elemanları” ve “Kablolar” olarak kategorize edilebilir.
PV modülün yapısına, PV modülün konumuna, PV modüle etki eden dış etmenlere, PV sistemi oluşturan elemanların seçiminden ve biraraya getirilme biçimlerine, PV sistemin bakım onarım ve temizliğine bağlı değişkenler sistemin performansını etkiler.

2.3. Gölgeleme Elemanı Olarak PV Sistemlerin Tasarımı
Çalışma kapsamında güney cephesinde yatay gölgeleme elemanları kullanılacağı dikkate alınarak bir yaklaşım oluşturulmuştur. Buna göre:
•    PV modülün yatay düzlemdeki açısı belli olduğuna göre (güney yönünde) düşey açısına karar vermek gerekir. Burada sorulması gereken, yılın hangi döneminde yararlanılmak istendiğidir. Bu konuda enleme göre bir yaklaşımdan yararlanılabilir. Toplaçlarda da pratik bir yöntem olarak uygulanan yönteme göre [9], PV modülün yatay düzlemle yaptığı açı, yazın yararlanılmak istenirse bulunulan enlem derecesinin sayısal değerine 10 eklenir, kışın kullanılmak istenirse enlem derecesinin sayısal değerinden 10 çıkarılır, tüm yıl yararlanılmak istenirse enlem derecesinin sayısal değeri kadar olur. Bu çalışmada tüm yıl yararlanılma kabul edilmiştir.
•    İkinci aşama, ilk aşamada açısal doğrultusuna karar verilen gölgeleme elemanının, cephedeki saydam yüzey alanını istenen dönemde korumasını sağlayacak sınır ölçüleri veren tarihi belirlemektir. Burada yapılması gereken, güneş ışınımlarından korunmak istenen dönemde, güneşin en yatık geldiği günün belirlenmesi ve bu gün içinde korunmanın istendiği etkili saate karar verilmesidir. Güneşin tam güneyde olduğu saat, yerel saatle 12’dir ve yatay gölgeleme elemanının eni en kısa halini alır. Bu saatten önce ve sonra yatay gölgeleme elemanının eni uzamaya başlar.
•    Üçüncü aşamada ise gölge eğrileri yönteminden yararlanarak yatay gölgeleme elemanının cepheden dışa doğru olan genişlik ölçüsü (eni), belirlenen güne ve saate bağlı olarak belirlenir.
•    Dördüncü aşama, bulunan boyutların istenen tipteki PV modül için üretiminin yapılıp yapılmadığının sorgulanmasıdır. Eğer istenen PV modül tipinde hesaplanan ölçülerde üretim yapılmıyorsa, sonuçları fazla etkilemeyecek şekilde modül üretim boyutunun katları biçiminde bir seçim yapılabilir. Aksi durumda ya üretim boyutundan bağımlı olunmayan PV tiplerine geçilir ya da aşamalar arasında PV genişliği sabit tutularak hesaplar tekrar yapılır ve her iki sistemin çalışma performansını fazla etkilemeyecek değişikliklere gidilebilir.

3. OFİS BİNALARININ TARİHSEL GELİŞİMİNE ENERJİ KORUNUMU AÇISINDAN BAKIŞ VE REFERANS BİNANIN OLUŞTURULMASI

3.1. Ofis Binalarının Tarihsel Gelişimine Enerji Korunumu Açısından Bakış
Çalışma kapsamında ofis tipi yapılar, yapı kabuğundaki saydam alan oranları, yıllık ve günlük kullanım süreleri ve enerji tüketimi açılarından tercih edilmiştir. Günümüzde camdan birer tasarıma dönüşen ofis yapılarında iç çevre, dış çevre şartlarından daha çok etkilenmektedir. Yapı kabuğunda yüzde yüze varan saydamlık oranı kullanılarak, opak yüzeylere göre daha zayıf olan cam yüzeyinden dış çevre şartlarında konfor koşullarını sağlaması beklenmektedir. Yapı kabuğunda yeterince sağlanamayan fiziksel konfor koşulları, iç çevrede mekanik sistemlerin yardımıyla çözülmeye çalışılmaktadır. Bu noktada enerji harcamaları artmaktadır. Önemli bir kısmını ofis tipi yapıların oluşturduğu yüksek yapıların, tarihsel bağlamda çeşitli mimari gelişimlerinin yanında, enerji performansı açısından da değişimler yaşanmıştır.
1885 yılında ilk yüksek yapı ile başlayan ve 1916 yılına uzanan dönemdeki yüksek yapılarda yapı kabuğu kalın, masif ve kagir, iç yüzeylerin alçı sıvalı olduğu opak alanlardan ve yüzde 20 ile 30 arasında saydam alandan oluşuyordu. Basit camlarda ısı kayıplarının fazla olmasına rağmen ısı depolama kapasitesi yüksek duvarlar ile pasif şekilde ısısal konforu sağlıyordu. Hantal yapıları nedeniyle doğal aydınlatmadan yararlanma konusunda geri kalmış olmalarına rağmen bu dönemin yapıları enerji performansı yüksek yapılardır.
1916 ve 1951 yılları arasında yüksek yapılar daha narin hale gelmişlerdir. Kabuktaki saydam ve opak alan oranları fazla değişmemekle beraber, yapı hacmine oranla yapı kabuğu alanının artmış olması ısıtma yüklerini artırmıştır. Ayrıca doğal aydınlatmadan daha fazla yararlanılmış olması, enerji performansının fazla değişmemesine yol açmıştır.
1951 ile 1973 yılları arasındaki dönemin yüksek yapılarının temel özelliği, masif duvarlardan hafif giydirme cephelere geçilmiş olmasıdır. Bu dönemde saydam yüzey alanı yüzde 20-35 düzeyinden yüzde 50-75 düzeyine yükselmiştir. Cam giydirme cephelerde enerji performansı oldukça düşmüştür. Yazın iç mekanlar daha fazla ısınırken, kışın iç mekan daha fazla soğumuştur ve bu durum enerji giderlerini yükseltmiştir. Renklendirilen camların günışığı geçirgenlikleri de düşmekte ve aydınlatma yüklerinin artmasına sebep olmaktaydı.
1973 ile 1979 yılları arasındaki yapılarda 70’li yılların enerji sorunu etkisini göstermiştir. Cam teknolojisinin ısı yalıtımı ve güneş kontrolü doğrultusunda geliştirilmesine başlanmıştır.
Günümüze kadar olan dönemde, enerji performansında önemli değişiklikler olmamakla beraber ekolojik ve enerji etkin yapı tasarımları ile pasif yapı tasarım kriterlerine geri dönüş gözlenmektedir. Açılabilir pencerelerle doğal havalandırma sağlayan çift cepheler tasarlanmıştır. Ayrıca günümüzde yenilenebilir enerji üretim teknolojileri de kullanılmaktadır. Bu tarihsel perspektiften bakış açısı sonucunda, pasif yapı kriterlerinin kullanılarak yapı enerji performanslarının yükseltilmesi, ardından yenilenebilir enerji sistemleri ile şebeke enerji talebinin düşürülmesi bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır [10].

3.2.  Referans Binanın Oluşturulması
Referans bina oluştururken öncelikle üzerinde değişiklik yapılacak değişkenlerin yanında, sonuçları etkilememesi için sabit tutulan ve varsayımda bulunulan değerlere karar verilmiştir. İstanbul şartlarında bir ofis binası üzerinde çalışılmıştır. Yapının en ve boy oranları, Olgyay’ın iklim bölgelerine uygun olarak saptadığı oranlardan alınmıştır [11]. Kat planı tasarımında imar yönetmeliğindeki [12] gereklilikler esas alınarak binanın merkezinde bir çekirdek konumlandırılmıştır. Kesitteki opak ve saydam alan U değerleri olarak, TS825 yönetmeliğinin iklim bölgelerine göre tavsiye edilen U değerlerinin üst sınır değerleri alınmıştır. Cephelere göre saydamlık oranları olarak literatürde daha önce enerji etkin tasarım üzerine yapılan çalışmaların sonuçları dikkate alınarak kuzeyde yüzde 20, doğu ve batıda yüzde 30 ve güney cephesinde yüzde 50 değerleri alınmıştır. Kullanılan Energy Plus altyapılı simülasyon programında havalandırma, ısıtma, iklimlendirme gibi mekanik tesisat değişkenlerinde ofis yapıları için varsayılan değerler kabul edilmiştir. Binanın yapma veya doğal çevreden gölgelenmediği kabul edilmiştir. Sonuç olarak dört katlı, 1535 m2 alan ve 5412 m3 hacim iklimlendirilmektedir. Binanın doğu-batı doğrultusunda uzandığı ve uzun cephesinin güneye baktığı, kabullerdendir. Bölüm 2.3’te verilen yaklaşıma uygun olarak İstanbul’da yaz aylarında örnek ofis yapısında döşemeden tavana kadar tasarlanan cam yüzeyin korunmasını sağlayacak PV’li gölgeleme elemanının yatayla yaptığı açı 41 derece (İstanbul’un enlemi kadar), gölgeleme elemanının eni kendi düzleminde 1,72 m ve uzunlukları saydam yüzey boyunca alınmıştır (Şekil 1). Gölge eğrileri yönteminde güneşin tam güneyde olduğu saat 12.00 ve yaz ayları kapsamında güneşin en yatık geldiği ağustosun son günü tipik gün olarak seçilmiştir.


Şekil 1: Kısmi kesit üzerinde, gölgeleme elemanı olarak PV tasarımı

4. ENERJİ YÜKÜ ANALİZLERİ
Çalışma kapsamında yöntem, kademeli şekilde ilerleyen ve kademeler arası karşılaştırma yapılmasına dayalı bir kurguya sahiptir. Üç temel kademe aşağıda verildiği biçimde gerçekleştirilmiştir.
Öncelikle iklim bölgesine uygun pasif yapı kriterlerinde iklimle dengeli tasarım ürünü olarak referans ofis yapısının yıllık enerji yükü analizleri gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada güney cephedeki saydam yüzeylerde gölgeleme elemanlarının kullanılmasıyla yapının gösterdiği enerji performansı için enerji yükleri hesaplanmıştır. Üçüncü aşamada ise ikinci aşamada kullanılan gölgeleme elemanlarının fotovoltaik panellerle karşılanması sonucunda yapının toplam enerji performansı analiz edilmiştir. Her üç aşama yapının içinde bulunduğu iklim bölgesi bağlamında karşılaştırılmıştır. Ayrıca aynı yapının yüzde 100 saydamlık oranında toplam enerji yükü hesaplanarak, üçüncü aşamadaki son durumla karşılaştırması yapılmıştır (Şekil 2).


Şekil 2: Güneşten korunmanın istendiği tipik gün ve saatte farklı bina senaryolarının güneş ile ilişkileri (Soldan sağa: %100 saydamlık oranına sahip bina, referans bina ve referans binada gölgeleme elemanı kullanımı).

Kullanılan simülasyon programında, karar verilen binanın modellenmesinden sonra farklı senaryoların enerji simülasyon sonuçları Şekil 3’te verilmiştir. Referans binanın net enerji gereksinimi birim alan başına yıllık 193,55 kWh olarak hesaplanmıştır. Gölgeleme elemanlarının güney cephesinde uygulandığı ikinci aşamada net enerji gereksinimi 182,10 kWh/m2dir. Sadece güney cephesinde kullanılan yatay gölgeleme elemanları birim alanda 11,45 kWh bir düşüş,  yüzde 6’lık bir enerji katkısı sağlamıştır. Üçüncü aşamada gölgeleme elemanlarının üzeri PV panellerle kaplanmıştır. Bu durumda 171,24 kWh/m2 net enerji gereksinimi vardır. Birim alanda referans binaya göre 22,31 kWh’lik bir düşüş yüzde 12’lik bir iyileştirmeye denk gelmektedir.
Referans binanın yüzde 100 saydamlık oranındaki versiyonunun net enerji gereksinimi ise 270,06 kWh/m2 hesaplanmıştır. Referans binanın gölgeleme elemanlarının PV’li olması durumunda 171,24 kWh/m2 net enerji gereksinimi bulunan bina, pasif veya etken önlemlerin alınmadığı yüzde 100 saydamlık oranındaki binaya göre enerji performansında yüzde 36,67 iyileşme sağlamıştır.


Şekil 3: Farklı bina tasarım senaryolarının enerji performansları

5. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Örnek bir ofis binası tasarımında İstanbul için enerji performansı değerlerine bakıldığında, referans bina üzerinden yapılan iyileştirmelerde, gölgeleme elemanlı durum ve PV elemanlı durumların katkıları her iyileştirme için yüzde 6, toplamda yüzde 12 oranında olmuştur.
Sadece güney cephesinde kullanılan PV ile elde edilen bu oranlar, bütünleşik gölgeleme elemanı sisteminin binanın doğu ve batı cephelerinde kullanılması ile yapının enerji performansındaki iyileşmenin artacağı açıktır. Güney cepheye PV’li güneş kıran uygulanan pasif tasarım ofis yapısının günümüzde çok kullanılan yüzde 100 saydamlık oranında olması durumuna göre enerji performansında iyileşme oranı ise yüzde 36,67’dir. Ayrıca bu oranların iklim bölgesine göre değişeceği öngörülmektedir.
Sonuç olarak, yapının kullandığı enerji miktarı pasif yollarla azaltıldıkça, yapılan ek iyileştirmelerle binanın enerji performansı da artacaktır. Binanın enerji performansını artırmada faydalı sonuçlar veren PV’lerin gölgeleme elemanı olarak kullanılması, maliyetleri de dikkate aldığımızda, yapının enerji giderlerinin pasif tasarımla azaltılması ile birlikte etkili olacaktır.

KAYNAKLAR
1.     E. Sakınç, “Sürdürülebilirlik Bağlamında Mimaride Güneş Enerjili Etken Sistemlerin Tasarım Öğesi Olarak Değerlendirilmesine Yönelik Bir Yaklaşım,” YTÜ FBE Mimarlık Anabilim Dalı, Yapı Fiziği Programı Doktora Tezi, 2006.
2.     G. Z. Gedik, “The Design of Shading Devices in Relation to the Window Orientations,” Livable Environments and Architecture International Congress, Trabzon, Liarpaper-061, 2001, pp: 207-213.
3.     S. D. Mangan, “Yaşam Döngüsü Enerji ve Maliyet Etkinliği Açısından Konut Binalarının Performanslarının Değerlendirilmesinde Kullanılabilecek Bir Yaklaşım” İTÜ FBE Mimarlık Anabilim Dalı Yapı Bilimleri Programı Doktora Tezi, 2014.
4.     H. M. Yanardağ, “Farklı Bina Formlarında Güneş Pili Uygulamalarının Enerji ve Maliyet Etkinliği Açısından Değerlendirilmesi” İTÜ Mimarlık Anabilim Dalı Çevre Kontrolü ve Yapı Teknolojisi Programı, Yüksek Lisans Tezi, 2015.
5.     N. S. Yüceer, “Gölge Elemanı Tasarımına Bir Yaklaşım ve Adana Örneği” METU. JFA. , 27/2, (2010), ss: 1-13.
6.     G. Z. Gedik, “An Approach to Designing An Optimal Shading Device”,  Architectural Science Review, Vol.45, No:4, pp 1-9,  2002, ISSN 0003-8628.
7.     M. Şerefhanoğlu Sözen, “Yapı Yüzlerinin Güneşlenme Durumları” Yıldız Teknik Üniversitesi Basım-Yayın Merkezi, 2010.
8.     http://ww.eie.gov.tr/yenilenebilir/g_enj_tekno.aspx, yararlanma tarihi 01.01.2016.
9.     M. Meltzer, “Passive Active Solar Heating Technology”, New Jersey, Prentice Hall Inc, 1985.
10.     A. Sev, B. Başarır, “Geçmişten Geleceğe Enerji Etkin Yüksek Yapılar ve Uygulama Örnekleri,” X. Ulusal Tesisat Mühendisliği Kongresi, (2011), ss: 1499 1513.
11.     V. Olgyay, “Design with Climates” Princeton University Press, 1963.
12.     http://www.ibb.gov.tr/tr-TR/kurumsal/Birimler/ImarMd/Documents/imar_yonetmelik.pdf, yararlanma tarihi 01.20.2016.


Geri
share on twitter share on facebook