E-Dergi Oku 

EN Standartlarının Bitümlü Su Yalıtım Örtülerinde Oluşturacağı Karmaşa Hatalı Kullanıma ve Haksız Rekabete Yol Açabilir mi?

EN Standartlarının Bitümlü Su Yalıtım Örtülerinde Oluşturacağı Karmaşa Hatalı Kullanıma ve Haksız Rekabete Yol Açabilir mi?

KONUK YAZAR
5. Sayı (Kasım Aralık 2006)

Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin ürün standartlarını kabul ettiğini biliyoruz. Avrupa Birliği’nin ortak kuruluşu CEN tarafından üretilerek üye ülkelerin ulusal standartlarının yerini alan "EN" standartları, TSE tarafından kelimesi kelimesine Türkçe’ye çevrildikten sonra "TSEN" adı altında ve Avrupa’da kullanılan standart numarasıyla ülkemizde de yürürlük kazanıyor.
2007 yılının başından itibaren kullanıma gireceği kesinlik kazanan Yapı Malzemeleri Yönetmeliği de tamamen AB’deki uygulamayı yansıtıyor. Buna göre konularında uyumlaştırılmış (harmonize) bir EN standardı mevcut olan yapı malzemelerini üretenler, mallarını piyasaya sürmek için CE belgesi almak zorunda olacaklar ve özel CE amblemiyle birlikte ürünün tabi olduğu TSEN standardının numarasını ve bu standart tarafından tarif edilen ürünle ilgili bazı teknik özellikleri, ürünün üzerine iliştirilen bir etikette belirtecekler.

Aslında bu esaslar bize çok da yabancı sayılmıyor. Bugüne kadar kullanılan TSE kalite belgesinde de buna benzer etiketler vardı. Örneğin eritme kaynağı ile birleştirilen bitümlü su yalıtım örtüleri için geçerli olan TS 11758-1 standardında tarif edilen tür ve sınıflar, TSE ambleminin yer aldığı ürün etiketinde de belirtilmekteydi. Buna karşın CE uygulamasına geçildiğinde bazı malzemeler için birtakım sorunlar çıkacak gibi görülüyor.

Yapı sektöründe ve özellikle su ve ısı yalıtımında kullanılan Türk Standartları, hem ürünün hangi özelliklerinin, hangi yöntemler kullanılarak test edileceğini hem de bu testler sonunda ürünün kabul edilebilmesi için karşılamak zorunda olduğu sınır değerleri belirtmektedir. Dahası bazı TS standartlarında ürünler arasında farklı türler ve sınıflar oluşturulmakta, bunların her birinin sağlaması gereken performans ayrı ayrı gösterilmektedir.

CEN tarafından hazırlanan standartlarda da ürünlerin kalitelerini tarif edenler, tip ve sınıflar oluşturanlar vardır. Ancak bu husus, standardı hazırlayan teknik grubun tutumuna ve seçimlerine bağlıdır. Diğer bir deyimle, bazı standartlarda sadece testlerin nasıl yapılacağı tarif edilmekte, ona karşılık hangi test değerlerinin ürünün kalitesi için kabul edilebilir olduğu belirtilmemekte, malzemeler arasında kalite sınıfları meydana getirilmemekte, test sonuçlarının üretici tarafından beyan edilmesi yeterli görülmektedir. Yani, standart tarafından tespit edilmiş bazı test değerlerini ürün etiketine yazmak suretiyle her kalitede ürünü CE belgesiyle piyasaya sürmek mümkündür.

Bu bağlamda kısa bir süre sonra, TS 11758-1’in yerini alarak ülkemizde de bitümlü su yalıtım örtüleri için kullanılmaya başlanacak EN serisi bir dizi standart ne yazık ki ürünlere hiçbir kalite sınırı getirmemekte, her cins ve kalitede malzemenin piyasada CE belgesiyle birlikte boy göstermesine imkan tanımaktadır. Burada TS 11758-1 kapsamında tek bir standart içinde bulunan bitümlü su yalıtım örtülerinin, gelecekte ayrı ayrı standartlarda yer alacağını vurgulamak da gerekir. Buna göre,

EN 13707 çatıların su yalıtımında kullanılan bitümlü örtüler için

EN 13969 temellerin ve yer altı duvarlarının su yalıtımında kullanılanlar için

EN 13970 buhar kontrolünde kullanılan bitümlü örtüler için

EN 14695 karayolları köprülerinde kullanılan bitümlü örtüler için

EN 14967 yer üstü yapı bölümlerinin neme karşı yalıtımında kullanılan bitümlü örtüler için, peyderpey TS özelliği kazanacak ve yürürlüğe girecektir.

Ancak ne var ki bu standartların hepsi sadece testleri tarif etmektedir.

Üstelik testlerin tamamına yakını üretici tarafından kendi laboratuvarında yapılacak ve CE etiketinde "üreticinin beyanı" olarak yer alacaktır.

Kuşkusuz birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de çağdaş üretim tesislerinden ve kontrol laboratuvarlarından yoksun üreticiler ve sorumsuz ithalatçılar olabilir. Bunların ürünlerinin kaliteleriyle, üzerlerinde beyan edilen test değerleri arasında ciddi farklar çıkabilir; ancak bu gibi hususlar birer "polisiye vaka" olarak görülmelidir ve yeni Yapı Yönetmeliği’nde bunları takip etmek ve gerekli kontrolleri yapmak için "Piyasa Denetim Kuruluşları" gibi sistemler de mevcuttur. Burada asıl belirtilmek istenen sorun bu değil, kullanıcının, piyasada karşılaşacağı bin bir kalitede malzeme içinden kendisi için gerekeni nasıl seçebileceğidir.

Örneğin bugün Türkiye’de kullanılmasına izin verilen ve TSE kalite belgesine sahip olan bir bitümlü örtü en az "Eksi 5 derece soğukta bükülme dayanımı"na sahip olmalıdır. Gelecekte +5 derecenin altında büküldüğünde çatlayan bir örtüyü üretmek, ithal etmek ve CE amblemiyle piyasaya sürmek de mümkün ve yasal olacaktır. Bu örtü belki bina içinde bir banyo zemininin yalıtılmasında kullanılabilir, ama çatıya döşenirse ciddi sorunlara yol açar. Bunun gibi iki örtüyü görünüş olarak birbirinden ayırt etmek olanağı da bulunmadığına göre, kullanıcının hem etiketteki küçük yazıları dikkatle okuması hem de aradığı üründe nelere dikkat etmesi gerektiğini iyi bilmesi kaçınılmazdır. Ne var ki bu tür bir bilgi birikimi değme inşaatçıda ve mimarda bile zor bulunmaktadır.

Korkulan, bilinçsiz tüketicinin rekabet ortamında iş kapmak için her yolu deneyen kesimler tarafından kullanılacağı, sadece fiyat dikkate alınarak ve CE işaretinin vereceği güven duygusundan da istifade edilerek, uygun olmayan kalitedeki ürünlere yönlendirileceği, bunun sonunda meydana gelecek kötü yalıtımlarla hem kullanıcının, hem de sektörün zarar göreceğidir.

Buna karşı çare şu olabilir

Avrupa Birliği esaslarına göre, CE sertifikası olan bir malzemeyi piyasada bulundurmak serbesttir. Hiçbir ülke ulusal standartlarıyla buna kısıtlama ve engel getiremez. Buna karşılık uygulama yönetmelikleriyle malzemelerin kullanım alanlarını düzenleme hakkı vardır. Yukarıdaki örneğe geri dönersek, soğukta bükülme dayanımı +5 olan bir ürünün, bugüne kadar olduğu gibi piyasada bulunmasını yasaklamak yerine, yeni geliştirilecek uygulama yönetmelikleriyle çatı kaplamasında kullanılmasını engellemek olasıdır ve bu amaçla gerekli yönetmelik çalışmalarına vakit kaybetmeden başlamak doğru olacaktır.

Yine de alınacak bu tip önlemlerle birlikte, konunun direkt olarak içinde yer alan mimar, mühendis, yüklenici gibi teknik kadroların bilinçli malzeme seçimi yapmalarını sağlamak amacıyla standartlar, yönetmelikler ve su yalıtımı konularında daha iyi eğitilmesi de her zamankinden daha çok önem kazanacak gibi gözüküyor.

Melih KAMİL

Onduline Avrasya A.Ş. Proje Müdürü
 


İlginizi çekebilir...

Gelecek için Geçmişten Yararlanmak II

CİHAN KALAY / Mimar cihankalay@gmail.com www.cihankalay.com...
22 Kasım 2019

Gelecek için Geçmişten Yararlanmak

CİHAN KALAY / Mimar cihankalay@gmail.com www.cihankalay.com...
30 Eylül 2019

Sakin, Akıllı ve Umutlu Olmalıyız

CİHAN KALAY / Mimar cihankalay@gmail.com www.cihankalay.com...
22 Temmuz 2019

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2020 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.