E-Dergi Oku 
E-Bültene Abone Olun
 
B2B MEDYA

Gelecek için Geçmişten Yararlanmak II

Gelecek için Geçmişten Yararlanmak II

22 Kasım 2019 Cuma | KONUK YAZAR
83. Sayı (Kasım - Aralık 2019)
45 kez okundu

CİHAN KALAY / Mimar
cihankalay@gmail.com
www.cihankalay.com

Hepimizin bildiği gibi ülkelerin ekonomileri, “birleşik kaplar” misali birbirlerinden etkilenir ve birbirlerini etkilerler. Dünyada yaşanan ekonomik ortamdan bağımsız olarak, ülkelerin kendi ekonomilerinin olumlu ya da olumsuz yönde ilerlemesi ise o ülkelerin yöneticilerinin aldığı kararlarla ilintilidir. İçinde bulunduğumuz ekonomik duruma da bu perspektiften bakmak mümkündür. Tüm olumsuzluklara rağmen sahip olduğumuz değerleri göz ardı etmeden geleceğe pozitif bir anlayışla bakmamız gerektiği düşüncesiyle 2019 yılının bu son yazısına başlıyorum...

1980’li yılların sonlarında çalıştığım firmanın ofisi, İstanbul’da bir gecekondu mahallesindeydi. Mahallenin erkekleri sabah erkenden işe gittiği ve akşam hava karardıktan sonra evlerine döndükleri için gündüz saatlerinde mahallede kadınlar, çocukları ve biz (firma olarak) bulunuyorduk. Evlerine çok az giren, nedense kapı önünde ve sokakta zamanını geçiren komşu kadınların her birinin çok sayıda çocuğu vardı. Ofisin önündeki küçük boşluğu çocuklar oyun alanı olarak seçtikleri için sanki ofisimiz sürekli teneffüste olan bir ilkokulun bahçesinde gibiydi.

Görüştüğümüz firmaların yetkililerini ofisimize davet etmemeye çalışsak da, Avrupa için bile ileri sayılabilecek, modern ve teknolojik ürünleri satan firmamızın ofisini merak eden bazı müşterilerimizin ofisimize gelmesini engelleyemiyorduk. Bize haber vermeden, baskın yapar gibi ziyaretimize gelen misafirlerimizin yaşadığı şok, çok daha etkileyici oluyordu. Araba ile ofisin bulunduğu sokağa girildiğinde arabanın çevresini saran, bağıran, gülen, koşan, oynayan bir sürü çocuk ve çocuklarına bağıran anneleri ile etkileyici ve değişik bir ortamla karşılaşmış oluyorlardı. Kapımızın önünde bulunan gürültülü çocuk şokunu yaşayarak ofisimize gelen misafirlerimizin, (yani satış yapmaya, ikna etmeye uğraştığımız müşterilerimizin) yaşayabilecekleri travmatik bir şok daha vardı... Kahvelerin ve çayların içildiği, ürün tanıtımı yaptığımız esnada (ileri teknoloji ürünlerimizin bilimsel seviyesine nasıl hakim olduğumuzu anlatmaktayken) birden kapı çalınmadan, sert bir şekilde açılır ve soluk soluğa, koşarak küçük bir çocuk içeri girer ve sırıtarak “Abiii size telefon var” derdi. Yanakları mutlaka kırmızı olan bu çocuk, eğer kız çocuğu ise ağzında çiğnemekte olduğu bir de sakız bulunurdu. Aslında çok sevimli olan bu küçükler acele olarak ortamdan uzaklaştırılırken, patron, yaşananlara farklı açıklamalar getirerek müşterinin geçirdiği şoku azaltmaya ve dikkatini başka yöne çekmeye çabalardı.

İşin aslı şuydu; o yıllarda telefon rahatça bulunamıyordu. PTT’ye acil telefon müracaatı için yüksek ücret ödenmesine ve milletvekili tanıdıkların araya sokulmasına rağmen telefon hemen bağlanamıyordu. Şirket, bu bölgeye yeni taşınmıştı. Sonuçta birkaç ay telefonun bağlantısını beklemek ve bu süreçte hemen karşımızda bulunan bakkalın telefonunu kartvizitlerimize yazmak zorunda kalmıştık. Bir müşterimiz bizi aradığında, çiklet çiğnemekte olan bakkal kadın “Bir dakika” deyip, küçük çocuklarla bize telefon geldiği haberini yolluyordu. Küçük çocuklar da haberi ilk verene çikolata, şeker veya yoksa para verdiğimiz için birbirleriyle yarışarak haberi yetiştiriyorlardı. Biz de olabildiğince hızlı bir şekilde bakkala ulaşıp, nedense her zaman kalabalık olan küçücük ortamda telefon görüşmesini yapıyorduk. Gıda alışverişimizin tamamını onlardan yaptığımız için bakkal sahipleri bizden rahatsız da olmuyordu.

O bakkaldan, adı tüm Türkiye tarafından bilinen birçok kişiyle görüştüğümü hatırlıyorum. Genç arkadaşlara masal gibi gelecek bu anımı, “morallerimizi her ne olursa olsun bozmamalıyız” diyebilmek için ve sahip olduğumuz şeylerin (güçlerin) değerini de iyi bilmemizin önemini hatırlatmak için anlattım.

Başımızı yukarı kaldırdığımızda, yurdumuzun her yerinden rahatça görülebilen güneşin hepimize güç vereceğine inanıyorum. Değerini bilebilme, değerlendirebilme temennisi ve 2020’den itibaren liyakate değer veren bir ülke olabilme dileğiyle...


 


İlginizi çekebilir...

Gelecek için Geçmişten Yararlanmak

CİHAN KALAY / Mimar cihankalay@gmail.com www.cihankalay.com...
30 Eylül 2019 Pazartesi

Sakin, Akıllı ve Umutlu Olmalıyız

CİHAN KALAY / Mimar cihankalay@gmail.com www.cihankalay.com...
22 Temmuz 2019 Pazartesi

Kendi Bindiğimiz Dalı...

CİHAN KALAY / Mimar cihankalay@gmail.com www.cihankalay.com...
28 Şubat 2019 Perşembe

 

  • Boat Builder Türkiye
  • Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • Klima ve Soğutma Rehberi
  • Yangın ve Güvenlik Rehberi
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2019 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir.