
Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin, sektörün bilgi birikimini geliştirmek ve paydaşlar arasında iş birliğini güçlendirmek amacıyla düzenlediği 10. Ulusal Çatı ve Cephe Konferansı, 28–29 Nisan 2026 tarihlerinde TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde, TURKEYBUILD Yapı Fuarı İstanbul kapsamında gerçekleştirildi. Önceki dönem Başkanlarından ve halen Teknik Komite Başkanı Dr. Atila Gürses, Konferans hakkında sorularımızı yanıtladı.
Atila bey, Bu yıl Konferansın ana teması, “Çatı ve Cephe Sistemleri – İklim Değişikliği” idi. Bu temayı belirlemekteki etken neydi?
Dr. Atila Gürses: “Çatı ve Cephe Sistemleri – İklim Değişikliği” temasının belirlenmesinde temel etken, yapı kabuğunun (çatı ve cephe sistemlerinin) iklim değişikliğine karşı mücadelede doğrudan ve kritik bir rol üstlenmesidir. Çatılar ve cepheler, sadece binayı koruyan elemanlar değil; enerji tüketimini azaltan, yağmur suyunu yöneten, güneşten enerji üreten ve şehirlerdeki aşırı ısınmayı azaltan sistemler haline gelmiştir.
İklim değişikliği nedeni ile bugün hepimizin gündelik hayatında fark ettiği; yaz aylarında şehirlerin aşırı ısınması (kentsel ısı adası etkisi), hava kirliliği (karbon salınımı), enerji faturalarının giderek yükselmesi (enerji verimliliği) ve anlık aşırı yağışlar sonucunda oluşan seller (yağmur sularının yönetilememesi) gibi sorunların çözümünde çatı ve cephe sistemleri doğrudan rol oynar.
Ayrıca dünyada Yeşil Mutabakat gibi politikalar ve uluslararası standartlar bu çözümleri zorunlu hale getirirken, Türkiye’de de özellikle büyük şehirlerde bu sistemlere olan ihtiyaç her geçen gün artıyor. İstanbul ve Anadolu'nun çeşitli yerlerinde tarih boyunca sel felaketleri eksik olmamasına rağmen (1563’te İstanbul’da meydana gelen selde Kanuni Sultan Süleyman zor kurtulmuş- 2009’da İstanbul’da meydana gelen selde 31 can kaybı yaşanmıştır), halen şehirlerimizdeki alt yapıyı tamamlayamadığımız için kayıplar yaşamaya devam ediyoruz. Büyükşehirlerde yağmur suyu ve kanalizasyonun ayrıldığı ayrık sistem ortalaması %53 seviyelerinde olup bu illerin merkez ilçelerinde yağmur suyu ve kanalizasyon hatları büyük ölçüde ayrılmış durumdadır. Yağmur sularının evsel atıksu kanalizasyon şebekesine bağlanması yasak olmasına rağmen merkeze sonradan bağlanan kırsal mahallelerde veya daha küçük nüfuslu illerde hâlâ yağmur suyu ve kanalizasyonun aynı hatta verildiği birleşik (karma) sistemler kullanılabilmektedir.
Teknolojik gelişmeler sonucunda her geçen gün verimlilikleri artırılan yeşil çatılar, fotovoltaik sistemler ve yüksek yalıtım performanslı çatı-cephe sistemleri gibi yenilikçi çözümler, iklim değişikliğine uyum ve azaltım hedeflerine doğrudan katkı sağlamaktadır.
Dolayısıyla bu temayı seçerken hem küresel öncelikleri hem de Türkiye’deki ihtiyaçları dikkate aldık. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı gibi politikalar, uluslararası standartlar ve yeni teknolojiler, yapı kabuğunun iklim dostu tasarımını destekleyen çerçeveler sunmaktadır.
Öte yandan İstanbul gibi büyük şehirlerde kentsel ısı adası etkisi ve yüksek enerji tüketimi, bu çözümleri artık bir tercih değil, zorunluluk haline getiriyor. Dolayısıyla konferansın ana temasını belirlerken, hem küresel öncelikleri hem de yerel sorunları göz önünde bulundurduk.
Bir başka açıdan çatı ve cephe sistemleri, mimarlık ve mühendislik disiplinlerinde iklim değişikliğine karşı en görünür ve ölçülebilir müdahale alanı olarak öne çıkmaktadır. Amacımız, sektörün dikkatini iklim değişikliğine karşı en somut ve en ölçülebilir müdahale alanına, yani çatı ve cephe sistemlerine çekmekti.”
Devamını dergide okuyabilirsiniz