Binalarda Termal Gerilimi Azaltan Isı Yalıtımı Depreme Dayanıklılığı Artırıyor

Binalarda Termal Gerilimi Azaltan Isı Yalıtımı Depreme Dayanıklılığı Artırıyor

12 Şubat 2026 | HABER
34 kez okundu

Isı yalıtımının yapı güvenliğindeki rolü, enerji verimliliğiyle sınırlı kalmayıp deprem performansını doğrudan etkileyen kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Isı yalıtımı bulunmayan yapılarda dış cepheler ve iç yüzeyler yıl boyunca ciddi sıcaklık farklarına maruz kalıyor. Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, bu durumun yapılarda sürekli bir genleşme–büzülme döngüsü yaratarak “termal gerilim” oluşturduğunu söylüyor. Söz konusu döngülerin zamanla yapı elemanlarında mikro çatlaklara yol açtığını belirten San, “Isı yalıtımı, sıcaklık farklarını dengeleyerek yapı kabuğunda oluşan termal gerilmeleri sınırlandırır. Bu sayede betonarme elemanlar; sıcaklık farklarına, donma–çözülme döngülerine ve termal gerilmelere karşı daha dayanıklı hale gelir. Yapı kabuğunun bütünlüğünün korunması, binanın deprem anında maruz kalacağı ek yapısal zorlanmaların da azalmasına katkı sağlar” diyor.
Türkiye’nin deprem gerçeği, yapıları bütüncül performans üzerinden ele almayı zorunlu kılıyor. Binaların zaman içinde maruz kaldığı çevresel etkiler, sıcaklık farkları ve yapısal yıpranma, deprem anındaki davranışı doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer alıyor. Isı yalıtımı ise bu bütüncül yaklaşımın önemli bir parçası olarak yapıların dayanıklılığını ve performans ömrünü destekleyen kritik unsurlar arasında öne çıkıyor. Baumit Türkiye Teknik Müdürü Meltem Bayraktar San, ısı yalıtımının olası bir deprem anında yapı güvenliğine sağladığı katkılara dikkat çekiyor. Meltem Bayraktar San, Isı yalıtımının, su yalıtımı kadar doğrudan olmasa da betonarme taşıyıcı sistemi korozyona karşı koruyan “ikincil bir koruma katmanı” işlevi gördüğünü vurguluyor.

Binanın maruz kaldığı tüm çevresel etkiler depreme dayanıklılığı etkiliyor
Depreme dayanıklılığın yalnızca taşıyıcı sistemler üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar San, “Depreme dayanıklı yapı kavramı, binanın kullanım ömrü boyunca maruz kaldığı tüm çevresel ve fiziksel etkiler karşısındaki performansını kapsıyor. Isı yalıtımı bulunmayan binalarda iç yüzeylerde yoğuşma oluşur. Bu yoğuşma, betonarme elemanlar içinde sürekli nemli bir ortam meydana getirir. Sürekli nemli ortam ise donatıların karbonatlaşma ve klor etkisiyle korozyona uğramasına neden olur. Bu süreç zamanla donatı kesitinde kayıplara yol açar ve taşıyıcı sistemin dayanımı azalır. Isı yalıtımı yok ise yoğuşma oluşur, buna bağlı olarak donatı korozyonu gelişir. Böylece kesit kaybı meydana gelir ve taşıyıcı sistem zayıflar” diye konuştu.
Isı yalıtımı olmayan yapıların dış yüzeylerde mikro çatlakların oluşabildiğine değinen Bayraktar San, “Bu çatlaklar zamanla su ve karbondioksit girişine yol açarak beton dayanımının düşmesine neden oluyor. Isı yalıtımı ise sıcaklık farklarını azaltarak çatlak oluşumunu sınırlandırıyor, betonun mekanik özelliklerini koruyor ve deprem mühendisliğinde kritik öneme sahip olan ‘malzeme sürekliliğini’ sağlayarak yapıların deprem performansının zaman içinde korunmasına katkı sunuyor” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’deki yapı stokunun yaklaşık yüzde 40’ı büyük risk altında”
Türkiye’deki yapı stokunun durumu dikkate alındığında, yapıların uzun vadeli performansını korumanın hayati öneme sahip olduğunu belirten Bayraktar San, şu ifadeleri kullandı: “Resmî verilere göre Türkiye’de yaklaşık 19 milyon konut bulunuyor ve bunların önemli bir bölümünün afet riski açısından değerlendirilmesi gerekiyor. Yapı stokunun yaklaşık yüzde 40’ının yenilenmesi ya da güçlendirilmesi gerekliliği, mevcut yapıların korunmasını da öncelikli hale getiriyor. Deprem güvenliği, zamanla korunması gereken bir yapı özelliğidir. Isı yalıtımı, yoğuşma, sıcaklık gerilmeleri ve malzeme yıpranmasını sınırlandırarak betonarme taşıyıcı sistemin zamanla zayıflamasını önler ve yapıların deprem performansının sürdürülebilirliğine katkı sağlar” şeklinde konuştu.
Isı yalıtımı olan binalarda taşıyıcı sistemin çok daha yavaş yıprandığına vurgu yapan Bayraktar San, şunları söyledi: “Doğru detaylandırılmış ve standartlara uygun uygulanan mantolama sistemleri, cephe bütünlüğünü destekleyerek deprem sırasında parça kopması ve düşme gibi ikincil riskleri azaltıyor. İZODER–İTÜ tarafından yapılan çalışmalar da ısı yalıtım sistemlerinin doğru uygulandığında yapı statiğini bozmadığını, aksine cephe bütünlüğüne katkı sunduğunu ortaya koyuyor. Baumit olarak biz de geliştirdiğimiz ısı yalıtımı çözümlerimizle yapı ömrünü uzatmayı, taşıyıcı sistemlerin zaman içindeki yıpranmasını azaltmayı ve depremlere karşı daha güvenli ve dayanıklı yapıların oluşmasına katkı sunmayı hedefliyoruz.”


 

İlginizi çekebilir...

SEYAD 2026 Dönemine Güçlü Başladı

Başkan Kemalettin Aksöz'ün Ev Sahipliğinde yeni döneminin ilk toplantı gerçekleştirildi. Sektörel Yayıncılar Derneği (SEYAD), 10 Ocak 2026 tarihin...
11 Şubat 2026

SUDER Başkanı Selahattin Özüpek'ten 6 Şubat Depremi Yıldönümünde Açıklama

Ülkemizde su yalıtımı-deprem güvenliği ilişkisi güncelliğini mutlaka korumalıdır. 'Su Yalıtımı Yönetmeliği' ile kapsam altına alınmış ve yasal...
5 Şubat 2026

Türkiye İMSAD: "Ders çıkarmak ve kalıcı çözümleri hayata geçirmek zorundayız"

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), hayatını kaybeden vatandaşlarımızı saygı ve rahmetle anarken, deprem gerçeğiyle yaşamay...
5 Şubat 2026

 
Anladım
Web sitemizde kullanıcı deneyiminizi artırmak için çerez (cookie) kullanılır. Daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız...

  • Boat Builder Türkiye
  • Enerji & Doğalgaz Dergisi
  • Enerji ve Çevre Dünyası
  • Su ve Çevre Teknolojileri Dergisi
  • Tersane Dergisi
  • Tesisat Dergisi
  • Yalıtım Dergisi
  • Yangın ve Güvenlik
  • YeşilBina Dergisi
  • İklimlendirme Sektörü Kataloğu
  • Yangın ve Güvenlik Sektörü Kataloğu
  • Yalıtım Sektörü Kataloğu
  • Su ve Çevre Sektörü Kataloğu

©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.

0,594 sn