
Bölgemizdeki Savaş ve Sektörlerimize Yansıması
2025 Yılı Sektör Değerlendirmesi ve 2026'dan beklentiler
Kiremit Kaplı Mansard Çatılar
Binanızı Nucleus ile Geleceğin İklimine Hazırlayın
|
İZODER: "Paniğe Değil Bilime İhtiyacımız Var"![]()
4 Aralık Pazartesi günü İstanbul ve çevre illerde de hissedilen bir deprem meydana geldi. AFAD, merkez üssü Marmara Denizi Gemlik Körfezi olan depremin büyüklüğünü 5,1 olarak açıkladı. Paniğe sebep olan deprem, uzmanların yakın zamanda gerçekleşmesini muhtemel olarak gördüğü Büyük Marmara Depremi’ni akıllara getirdi. Depremin değil tedbirsizliğin ve yanlış yapılaşmanın asıl korkulması gereken şey olduğunu vurgulayan İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, “Adım adım yaklaşan büyük bir deprem tehlikesi varken panikle değil akıl ve bilimle hareket etmek gerekiyor. Başta İstanbul olmak üzere tüm Türkiye’de kentsel dönüşümün hızlanması, herkesin su ve ısı yalıtımı ile güvenliği sağlanmış binalarda yaşamını sürdürmesi büyük önem taşıyor” dedi. Türkiye dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinde bulunuyor. Deprem gerçeğini değiştiremeyiz ancak depremle yaşamayı öğrenip güvenli kentler inşa edebiliriz. Aklın ve bilimin yolu kurallara uygun, doğru yapılaşma ile bina yıkımlarına ve buna bağlı olarak deprem sebepli ölümlere son verilebileceğini gösteriyor. Özetle deprem değil yanlış yerde, standartlara uygun olmadan yapılan denetimsiz binalar öldürüyor. Her deprem olduğunda “Büyük Marmara depremi yaklaşıyor mu?” paniği yaşamak yerine tedbirlerin hızla alınması gerektiğine dikkat çeken İZODER Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Emrullah Eruslu şunları söyledi: “Ülkemizdeki yapı stokunun çok büyük bölümü betonerme binalardan oluşuyor. Önümüzdeki süreçte korozyonun betonarme binalardaki yıkıcı etkisini göz önünde bulundurmak gerekiyor. Başta İstanbul olmak üzere Türkiye genelinde hiç vakit kaybetmeden mevcut bina stokumuzun incelenmesi lazım. Bu inceleme sonucunda binalar; “yeterli dayanıma sahip olan güvenli binalar”, “güçlendirilerek güvenli hale getirilebilecek binalar” ve “güvenli olmayan binalar” tespit edilmeli. Güvenli olmayan binaların, vakit kaybetmeden kentsel dönüşüme tabi tutulmaları ve yeniden inşa edilmeleri gerekiyor. Yeni binalarımızı ise ülkemizin deprem gerçeğini göz önüne alıp zemine uygun, kaliteli malzemelerle mevzuatlara uygun şekilde projelendirerek inşa etmeli ve inşa ettiğimiz bu binaları su ve ısı yalıtımıyla korozyona karşı korumalıyız.” Korozyon 5 yıl gibi kısa sürede binaları çürütmeye başlıyor! Korozyonun depremlerin yol açtığı büyük yıkımların en önemli nedenlerinden biri olduğuna dikkat çeken İZODER Başkanı Emrullah Eruslu, “Suyun taşıyıcı yapı elemanlarına nüfuz etmesi, betonun içindeki demirin paslanmasına yani korozyona neden oluyor. Korozyon ise yapının yük taşıma kapasitesini azaltıyor. Betonarme yapıların sağlıklı bir şekilde, tasarım ömürleri süresince işlevlerini sürdürebilmesi için yapının tamamının standartlara uygun şekilde ısı ve su yalıtımı ile korozyondan korunması gerekiyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şakir Erdoğdu’nun araştırmasına göre; suya maruz kalan bir donatının, 5 yılın sonunda taşıma kapasitesinin yüzde 50’sini, 15 yılın sonunda yüzde 90’ını, 24 yılın sonunda ise tamamını kaybettiğini ortaya koyuyor. Yani herhangi bir deprem ya da dış etken olmadan bile sadece donatı korozyonu ile bir yapının çökmesi söz konusu. 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucunda, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmişti” dedi. Türkiye’de toplam yapı stokunun sadece yüzde 1,5-2’si su yalıtımlı!
Hayati öneme sahip olmasına rağmen Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliğinin sadece 5 yıl önce yürürlüğe girdiğini dile getiren Emrullah Eruslu, “Su Yalıtımı Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği 1 Haziran 2018’den itibaren inşa edilen ve zorunlu olarak su yalıtımı yapılan bina sayısı toplam yapı stokunun sadece yüzde 1,5-2’sini oluşturuyor. Yaklaşık 10 milyon bina, 22 milyonun üzerinde konutun bulunduğu ülkemizde, böylesine yıkıcı depremler yaşanırken bu oranlar hem üzücü hem kabul edilebilir değil. Artık önümüze bakmalı ve bundan sonra inşa edilecek tüm binalar için su yalıtımı ile güçlendirilmiş, en az 100 yıl kullanım ömrü olacak güvenli, enerji verimli, sağlıklı ve konforlu yapılar inşa etmeliyiz. Bunun için de zemin etüdünün doğru yapılması, yapının tekniğine uygun olarak tasarlanması, iç ve dış etkenlerden yalıtım ile korunması ve denetlenmesi gerekiyor” diye konuştu. İlginizi çekebilir... Ülke ve aile ekonomisi için en değerli yatırım ısı yalıtımıTürk Ytong Genel Müdürü Agah Durukal "ısınmaya ayrılan bütçeyi azaltmak için enerjiyi verimli kullanmak ve tasarruf imkanlarını geliştirmek zorun... Prof. Dr. Nil Türkeri'nin Acı KaybıİTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nil Türkeri'nin babası Abdülkadir Türkeri vefat etmiştir.... Isı yalıtımının iklim üzerindeki 5 kritik rolüIsı yalıtımının iklim kriziyle mücadelede kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Atalay Özdayı, bu etkinin 5 temel başlıkta öne çıktığını belirtti.... |
|||||||||||
©2026 B2B Medya - Teknik Sektör Yayıncılığı A.Ş. | Sektörel Yayıncılar Derneği üyesidir. | Çerez Bilgisi ve Gizlilik Politikamız için lütfen tıklayınız.